Web Stats BoraOyun Evden Eve Nakliyat

Anasayfa

Web Ateşi Paylaşım Platformu - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış. Eğlence, Geyik Oyunlar, Komik Resimler, Videolar, Şarkı Sözleri, Slayt Gösterileri, Güncel Haberler, Ders Ödev indir, Sağlık, Oto modifiye Full Oyun - Sevgiliye Mektuplar

Web Ateşi Paylaşım Platformu - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış. Eğlence, Geyik Oyunlar, Komik Resimler, Videolar, Şarkı Sözleri, Slayt Gösterileri, Güncel Haberler, Ders Ödev indir, Sağlık, Oto modifiye Full Oyun

Tam Sürüm: Sevgiliye Mektuplar
Şu anda tam olmayan bir sürümü görüntülüyorsunuz. Tam sürümü görmek için, buraya tıklayın
Sen...Yüzümdeki gülüşlerin,ellerimdekiterlemenin,yüreğimdeki deli atışın sebebi...Her gece uykum,her sabahgüneşim.Yıldızım,ay'ım,akan kanım.Bitmeyen masalım.Bahçedekiçiçeğim,çiçekteki rengim.Gökyüzüm,denizim,mavim sen...
Sevdamın adresi,aşkımızın menzili,içkimdeki tat,yaşadığım hayatsen...Sebebim,niyetim,geleceğim,geçmişim,bilinmezliğim,belirsizliğim,kararlılığım,kara rsızlığım sen...Bitmezyolculuğum,sonsuzluğum.Sen,gözüm,elim,yüreğim.Bebe ğim sen...
Hani gidecek olsan,yollarına sererim tüm kır çiçeklerini.Bilirimbasamazsın çiçeklere de yine kalırsın benimle.Üzülecek olsan,içimerir,kalırım öyle.SENİ ÜZEN BİŞEY BENİ BİN ÜZER İNAN.Kırıyorsam seni,bubenim dengesizliğimdendir,şaşırmışlığımdandır.Kendimle kavgalıyımben.Bir yanım sana tutkun,bir yanım çok bencil.Kayboluşlara vuruyorumkendimi,seni üzdüğümü bilmeden.Her kayboluşum yara açıyor sendebiliyorum.Ah ben,nasıl da vurdumduymaz olabiliyorum bazen...Bakma banabirtanem,içimdeki aşkın büyüklüğünü ölçme bunlarla.Seviyorum diyorsamseni,öyle.Gereğinden fazla 'erkeğim'bazen,bağışla...
Seni bilirim ben,bir tek seni.Seni söylerim,seni duyarım her yerde veher zaman.Sensiz olmaya gücüm yok artık,sensizliğe katlanmak benimharcım değil.Seni her şeyinle,ay parçasıyüzünle,duruşunla,gülüşünle,bakışınla,konuşmanla,çocukluğunla,olgunluğunl a,kızgınlığınla,şaşkınlığınla,güçlülüğünle,zayıflığınla kabul etmişim bi kere.NE DEĞİŞ,NE DEDEĞİŞTİR BENİ.Biz böyle sevdik birbirimizi.Seni sen yapan ne varsakabulümdür hepsi.
Seni özlemek diye bir şey de var bu hayatta ve bu bazen öylesinedayanılmaz oluyor ki...YOKLUĞUNU YAŞAMAYIBECEREMİYORUM,ÜZGÜNÜM.İçimdeki o 'fazla erkek'yokluğunda çekiliyor birköşeye ve ben güçsüzlüğümle başbaşa kalıyorum.Katlanamıyorumanla,sensizliği 'yok' hükmünde sayıyorum.Sensizlik diye bir şeyyok,öyleyse sensiz kalmak da yok.
Şimdi hangi denizin kıyısındaysan,hangi göğün altındaysan önce o sonsuzmaviliğe sonra da başını yukarı kaldırıp yıldızlarabak.Aşkımı,yüreğimi,içimdeki seni mavilere yükleyip gönderiyorum,tutonu.Tut ve bırakma...Ben maviyi sende buldum,beni BAŞKA RENKLERLEKANDIRMA...
Bırakıp gitmek istiyorum her şeyi, herkesi… Yüreğim yanıyor, içimacıyor. Canım çok yanıyor Tanrım… Elimde bir oyuncak, çocukluğuma geridönmek istiyorum. Sorumsuz, sorunsuz, mutlu… Okadar uzak ki umutettiğim şeyler bana. Okadar zor ki bu yüreğin tamiri. Bir tanem,bebeğim, gözlerini, bana sarılmanı özledim. O kadar özledim ki seni,isyan edesim geliyor. Sen şimdi kaçıncı uykunda, sarılıyorsun yanındakibedene. Mutlu musun? Ben aklına geliyor muyum? Düşünüyor musun berabergeçirdiğimiz saatleri? Ona da bana baktığın gibi sevgi dolu bakıyormusun? Ona da bana sarıldığın gibi sıkı sıkı sarılıyor musun? Onabakarken de gözlerin parlıyor mu? Ben yalnız ben çaresiz, senin banagelmeni bekliyorum. Karşılık beklemeden, sadece beni sarmanı beklerken,seni sevmeye, seni içimde büyütmeye devam ediyorum… Sen biriciğim,sevdiğim, meleğim… O kadar işledin ki içime, o kadar tanıdıksın ki,bırakamıyorum unutamıyorum seni!!! Ne yapacağımı, ne yapmam gerektiğinibilmiyorum. Sadece bana gelmeni, bana sarılmanı bekliyorum, küçük birçocuğun sevgi beklediği gibi… Geldiğinde, yüzümü gömeceğim göğsüne,doyasıya sarılacağım sana… Yine alacağım o sevgi dolu yüzünü elleriminarasına. Bana sarıldığında nefes bile almayacağım, ürkütmemek içinseni. Sen yeter ki gel, yeter ki sevgini esirgeme benden. Yine gitsonunda ,istersen. Sesimi çıkartmayacağım..
Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum.Üşüyorum.Ne kadaruzaksan bana o kadar soğuyor hava.Sen yoksan,sıcaklık hep mevsimnormallerinin altında.Bu yüzden meteoroloji raporları bile umrumdadeğil.Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu,bana ne?Ben senin hasretinlesırılsıklamım zaten,daha ne kadar ıslanabilirim ki?
Burada mısın değil misin belli değil.Bazen gidişlerin kahramanıoluyorsun,bazen sonsuz kalışların.Doyumsuz gecelerdesin kimizaman,bazen de yalnız karanlıklardasın.Bitmek bilmez birşarkısın;ama,ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyısöylemiyorsun?Neden susuyorsun?
Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin?Bir tek kelimeyehasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik.Kendikendiyle konuşana deli derler ya,beni çoktan akıl hastanesinekapatmaları gerekirdi.Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne...
Yokluğuna alışmaktan korkuyorum,ne kadar kötü...Yokluğunu yürüyorumsokaklarda.Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh.Hiç gelmeme ihtimalin biridam mahkumuna dönüştürüyor beni.Hiçbirşey yapmadan beklerler yahücrelerinde,ölümün soğuk nefesini hissederek...Anlamlı olan bir şeyyoktur onlar için.Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen,bubekleme işkencesi bitsin diye...Bu yokluk hissi öldürecek beni...
Gelebilme ihtimalin ise yüreğimdeki kuşları havalandırıyor,kanatseslerini duy.Gelmek iste yeter ki,yorulmayasın diye kuşlarım taşırseni bana.Bir görsem yüzünü,ah bir dokunsam sana...Göreceksin,sevdanınçiçek çiçek açtığını,umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birdensardığını.Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak.Ben o gönlügenişlerden değilim.Madem içimdesin,yüreğimde taşıyorum seni,o zamanyanımda da olmalısın.Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok.
Şimdi yalnız geceleri seviyorum.Seni yıldızlarda buluyorum.Daha birdayanılır oluyor sensizlik sancısı.Mümkünü yok çıkmayacaksınaklımdan,bu yüzden gece,el ayak çekilmişken,hiçbir ses yokken senidüşünmek(yokluğunu değil ama)daha iyi.Bütünüyle sen oluyorsun o zamanher yerde.Ne kadar yakışıyorsunuz birbirinize,sen ve gece...ZAMANGEÇER,HERŞEY UNUTULUR,BİR ÖRTÜYLE KAPLANIR ACILAR,AMA...''BİR TEK SENİUNUTAMAM''...
Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonrayabırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarınadair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benimişim değil.



Aşk zamana meydan okur ama sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylecebekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşkadoğru..!

Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?

Kaç gece yalnız geçti hesaplasana... Kaç gece bir sonraki günüdüşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene..!Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Gözünü açar açmaz ilkgördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün.

Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokakkalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdimseni.

Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik.Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simitkapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunuizleyebilirdik.Paylaştığımız her an beynimize bir daha çıkmamak üzerekazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek,bir sonraki saati iki saatlik yaşardık.

Peki biz ne yaptık. Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadeceuzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her günbirbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kaşif olmak varkensürgünleri yaşamaya mahkum ettik birbirimizi. Bu sürgünlüğe sonvermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzurarayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüğüyüm. Onlar adınakonuşuyorum.

Gözlerinin içine bakıp "Seni Seviyorum" demek istiyorum. Aşkın akışınakapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum.Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığıyla irkilmek istiyorum. Yaşamasenin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemekistiyorum.

Seni istiyorum eey yar!

Canıma bir can daha katmak için, ruhumun yalnızlığına, yüreğiminacısına son vermek için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü,daha mavi bir sevda için...

Seni İstiyorum, Yarın, Öbür Gün, Öbür Hafta, Öbür Ay, Öbür Yıl değil..... Şimdi!
Senin varlığındı kalbimin kapılarını açan, sendin anahtarı kalbimin.Ne kelimeler yeter anlatmaya, ne de kağıt kabul eder kalemdendökülenleri. Sadece yaşadığım anlardan kalan anılarım yetebilir senianlatmaya…



Aşk yok, aşka inanmam dediğim anlarda çıktın karşıma. Önce gülüşündüseni bana çeken, sonrasında o gülüşün altındaki yaralı yüreğin…

O gün, hani seni gördüğüm ilk gün; tren istasyonunda yağmur altındasaatlerce oturduğumuz ilk gün. Sözde tren beklerken onlarcası geçipgitmişti de aldırmamıştık. Yağmur bedenimi ıslatırken, her damlada birkat daha sana aşık olduğum gün… Yaşama döndüğüm, aşkın varlığınınkanıtını gördüğüm gün…

Ve sonra…. Sonu olmayan bir yaşam içinde asla gecesi olmayan bir güngibi doğdun hayatıma. Oysa senden once yağmurlar bile isyan ederdiakıttığım yaşlara onlar bile benim kadar ağlayamazdı”. Ya bu bendeğilim, yada zaten ben bende değildim… Hayallerde yaşatılabilirdin,bir rüyada yer alabilirdin, belki de bir masal karamanı olabilirdin amabenim olamazdın...

Sen gideli iki gün oldu.. Asırlara bedel iki gün.. Ellerim ceplerimdecaddelerde yürüyorum. Birlikte dinlediğimiz şarkılar kulağımda. Ya daodama kapıyorum kendimi, görmek istemiyorum senden başkasını. O kadarçok alışmışım ki sana. Senin üzerine kurulmuş tüm hayallerim. Sengittin, ben bittim, hayallerim yok artık geleceğe dair...

Bil ki; içimde her zaman sıcacık kanayan bir yara olarak kalacaksın.Sana istediğim zaman söyleyemeyeceğim belki sevgimi ve ulaşamayacakuzattığım ellerim ellerine. Ama ne olursa olsun sana olan sevgim her anartarak yaşayacak bende." ......

İşte bitti; Vazgeçtim Senden” ve belki de seninle birlikte kendimden…
İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapıyorsan,
aklıma geldiğinde yayılan sıcaklığın, dışarıda iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam,
Odanın bütün duvarlarında senin yüzünü görüp,bana baktığını hissediyorsam,
Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa,
İçtiğim çayın şekeri, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan,
Sevdiğin şarkıyı başa alıp, defalarca dinleyebiliyorsam,
O şarkının her sözüne seninle ilgili bir anlam yükleye biliyorsam,
Yorucu bir günün sonunda hayalin ile enerji doluyorsam,
Ve o enerji ile hiç dinlenmeden günlerce çalışabileceğimi hissediyorsam, Uykudan yüzümde mutlu bir tebessüm ile kalkıp, benimle birlikteuyanan güne senin adını verebiliyorsam,
Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp neden geçmiyor bunlar?” diye hayıflanıyorsam,
Ve Hep seni bulacağım günü bekliyorsam,
Yazı yazarken seni düşünmekten kendimi alamayıp, aynı satırları defalarca tekrar yazıyorsam,
Sonra sana bunu anlattığımda ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam,
Seninle ilgili planlar yapıyorsam,
Sadece varsayımlara dayalı olsa bile, o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntıyı dakikalarca düşünüyorsam,
Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcükleri benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam,
Ve yinede bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam,
Aşkımın coşkusunu sana yansıttığında, senin de bana aynı coşku ile karşılık vereceğini hissediyorsam,
Hayatının en anlamlı şeyi, NE ? diye sorduklarında tereddüt etmeden senin adını verebiliyorsam,
Sen beni için vazgeçilmez olmuşsun demektir…!
Özlemin alev alev yandığı saatler bunlar.Gün çekiliyor,ayparlıyor.Haydi,geleceksen şimdi gel.Umudunla,yüreğinle,sevdanla gel,yıkkaranlığımı.Hayata dair kötü olan ne varsa yık onları,beni yeniumutlara sürükle.Aşkın en koyusuna,en tutkulusuna götür beni.
Bin yıldır bekliyor gibiyim seni.Bin yıldır karanlık bir odada tekbaşıma oturuyorum sanki.Kim girip çıkmışsa hayatıma,kim talan etmişseyüreğimi hepsini silmek için gel.Bir tek sen kal içimde.Seni bileyimbundan sonra.Sevdan yetsin bana.Senin aşkınla yaşamak istiyorumartık,öyleyse gel,bekleme gel.
Seninle olmak,seni duymak,seni görmek,seni anlamak,seni yaşamaktarifsiz sevinçler yaratacak içimde biliyorum.Bu yüzden sesleniyorumsana.Dallarımdaki kurumuş yaprakları tek tek temizlemek istiyorumartık.Gelişinle yeniden yeşermek,yeni yapraklar açmak istiyorum.İsterhaber ver,ister verme;ama gel bekliyorum.
İstanbul'u sokak sokak geçip gel.Her sokakta kendi izinigöreceksin,şaşırma.Nereye gittiysem seni de götürdümyoktun;ama,yanımdaydın.Hep yüreğimde hep aklımdaydın.Seniİstanbulsuz,İstanbul'u sensiz düşünemedim.Gel,bu kentin tarihine enölümsüz sevdayı yazalım.Nice aşka mezar olmuş İstanbul,bu kez kabuletsin yenilgiyi.Haydi gel,biz İstanbul olalım.
Korkma gel,başkalarında gördüğün ihanetler,ikiyüzlülükler,bitmekbilmeyen acılar yok bende.İlk kez bırak kendini kaygısızca.Yarınıdüşünmeden,'ya sonra'demeden gel.Kurtul seni saran tutsaklıklardan,sanayazdığım,seni yazdığım şiirleri okumak için gel.
Bak,günler anlamsızca geçip gidiyor.Oysa ömür dediğin şey üçgünlük.Birlikte ve severek tüketmek varken günleri,böyle koyukaranlıkta kalmak niye?Gel haydi,sensiz geçen günlere bir yenisini dahaeklemek istemiyorum.Özlem yanıyor alev alev.Özlemin ateşini söndürüpaşkın ateşini yakmaya gel.Bekleme artık,geleceksen şimdi gel.GELKİ...ADIN EKSİLMESİN DİLİMDEN...
Aşk bir yumak haline gelip boğazına sarılıverir insanın bazen. İşlerçözülmez haldedir ve bu kördüğüm insanı istemediği şeyler yapmayazorlar çaresiz. Birbiri ardına yapılan yanlışların en büyük nedeni isekaybetme korkusudur. Bu korku bir kez girdi mi insanın yüreğine o andansonra akıl ve mantık sürgüne gönderilmiş iki mahkuma dönüşüverirbirden.



Siz aşkınıza sahip çıkmaya çalıştıkça o kördüğüm giderek büyür ve birsüre sonra yumağın ipleri boğmaya başlar. Kurtulabilmek içinçırpındıkça bir başka canavarın, kıskançlığın ellerine teslimolursunuz.

Öyle bir canavardır ki kıskançlık, beraberinde tedirginliği, endişeyive huzursuzluğu da getirir. Beyni böcek gibi kemiren soruların başlıcakaynağı da kıskançlıktır. Terk edilme ihtimaliniz çoğaldıkça sorularartar. Kesin ve net yanıtı yoktur hiçbir sorunun. Onun bir başkasıylaolabilme ihtimalini, bir başkasıyla sevişebilme ihtimalini düşünmek,uykusuz gecelerin, verimsiz günlerin habercisidir.

Mantık ve akıl sürgündeyken sizi terk etme ihtimali olan sevgilinin herdavranışı, her sözü sadece ve sadece kıskançlık süzgecindengeçirilecektir.

Bir zamanlar minik oyunların, aşka katılan tadın sebebi olankıskançlık, sevgiliye düşmanlık duymanıza neden olacaktır artık. Vedüşmanlık insanın içindeki şiddeti körükleyecektir elbette.

Kıskançlık ateşini bastırmaya kalkmak, başka şeylerle ilgilenir gibigörünmek bataklıktan çıkmaya çalışan insanın hareket ettikçe çamuradaha da gömülmesine benzer. Yanlış, yanlış üstüne eklenir.Mantık veaklın ardından benlik ve kişilik de çıkar sürgüne. Siz sevgiliyikaybetmeme uğruna değişmeye çalıştıkça yüreğinizdeki huzursuzluk siziyerinizde bir dakika bile oturamaz hale getirir. Üstelik değişmekuğruna yapılan hatalar sevgiliyi kaybetme ihtimalini daha dagüçlendirir.

Kıskançlığa tamamen teslim olmuşsunuzdur artık. Bu noktaya nasılgeldiğinizi hatırlamazsınız bile. Hangi olay, hangi kişi neden olmuşturbir önemi de yoktur artık. Şiddet yavaş yavaş kendini göstermeyebaşlar.

Kendinize ya da ona zarar verme duygusunun kıyısında dolaşıp durursunuz.

Bu duygudan kurtulmanın tek yolu, bütün bunlara konu olan sevgilidenkurtulmaktır. O sevgilinin diktiği ama üzerinize tam oturmadığınıbildiğiniz halde giymekte ısrar ettiğiniz aşk giysisini çıkarmanınzamanı gelmiştir. Bu tutsaklığı yaşamaktansa kar altında çıplak kalmakçok daha iyidir. Ve elbette, üzerinize tam oturan bir giysi, biryerlerde sizi beklemektedir..
Biliyorum bir gün bu şehirden gidecek, beni mazine gömeceksin...Giderken elinde valizin ve yüreğinde bastırdığın bir sevinç olacak...Kaybettiğim mutluluk köz köz akarken gözlerimden, buruk bir vedaylayollayacağım seni yuvana... Önünde yürürken simsiyah ıslığımla,tayfanın fırtınaya duyduğu öfkesiyle, susarak haykırırken kaderime, vedüşerken bir hazan yaprağı gibi yolunun üzerine, sen, aldırmadançiğneyip geçeceksin... Biliyorum beni mazine gömeceksin. Sen başkagüneşlerin kızıllığında gülerken doya doya, seni sensiz yaşayan,kendini sana yazılan ama duyuramadığı şiirlerinin dizelerine asan,kalemine kanını mürekkep yapıp; seni sensizlikte arayah bu şairi hiçdüşünmeyeceksin... Ama ben yinede; elini ilk tutabildiğim anla ısınıp,ilk öpüştüğümüz anla uçacağım... Sonra ayrılık bir yılan gibi yüreğimesızınca, sarhoş sızılar içinde kıvranacağım... Biliyorum, bir günçevresini, şatafatlı gecelerde, iltifat kokan ağızların sardığı, yönünübulamayan bir göçmen kuşa benzediğinin haberini getirecekler bana...Ben hatırlatıldığımda belki de: "Bir çocukluktu geldi geçti..." değininhaberini... Halbuki bende, o mutlu günlerde gizlice alıp sakladığım,muska niyetiyle hala göğsümde taşıdığım, bir kaç saç telin kalacak...Bu şehrin her köşesinde karşıma çıkacak, her kar yağışında lapa lapa,her yağmurda sağnak sağnak aklıma düşeceksin... Biliyorum... Ayaklarımbirlikte gidilen mekanlara götürürken beni, ararken beni bekleyen birmasada gölgeni, hayal kırıklığımla sığınarak umuduma; gelmenibekleyecek, SENİ HEP SEVECEĞİM... Biliyorum, son bir kez olsungeleceksin bu şehire... Ve beni görüp, belki de güleceksin; "Sen halaoralarda mısın?..." diye. Şiirlerimi uzattığımda ellerim titreyecek,bir sevda buseni vermeni bekleyeceğim... Sen omuz silkeleyip, her zamanyaptığın gibi: "Ne yapalım sevmek işte böyle" diyerek sevilmeninbencilliğinde, gülecek ve tekrar bu şehirden gidecek, beni mazinegömeceksin...
Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben. Kimi işaret ettiyse onayöneldim. Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor. Ansızın bastıranbir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan, işte öyle ıslattı beniaşkın. Seni bekledim ben. Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili,dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi, küçük dokunuşları sanasakladım.

Ne sen beni bilirdin ne ben seni ama, bir yerlerdeydin ve mutlakagelecektin. Ve bir gün çıktın karşıma. İşte o gün sevdaya dair nekadartortu varsa içimde eridi gitti. Çocuk oldum yeniden. Hani bıraksanyemyeşil bir kırda bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım. Seni bulmanıncoskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım. Seninle yep yeni birhayatın başladığını biliyorum. O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığımtek şey sensin.

Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı. Neler oluyor diye sormadan birduygu selinin içinde bulursun kendini. Ama zaten aşk öyle bir şeydeğilmidir? Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi? Bırak kendinibırak ki aşkınbüyüsü sarsın seni. Kendini o eşsiz duygularınferahlığına bırak. Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa. Yarınsızzamanların iki yolcusu olalım. Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelimbirbirimizde. Yüreklerimiz birbirimiz için atsın, soluklarımızbirbirine karışsın. Tutkunun alevleri dalga dalga sararkenbedenlerimizi.

Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün. Bir zemhereninortasında titrerken bırakırsın beni. Ama merak etme ayakta kalırım ben.Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağacları gibi. Sendenbana yadigar kalan her anıyı bir kez daha bir kez daha yaşarım. Aşkımda benden yadigar kalır sana..
BEN SENİ SEVDİM


Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözleri degil,yüregimdi seni gören.
Sen damarlarimdaki kana karisip,geldin oturdun yüregime.Bir baska yerde
olamazdin zaten.Sen benim en degerli yerimde,yüregimde olmaliydin,orada
kalmaliydin.
Çok aska ev sahipligi yapan bu yürek,ilk kez bukadar kolay kabullendi
seni.Herhangi bir konuk degildin artik.Buyüzden ne agilama fasli vardi nede
ugurlama.O yüregin gerçek sahibiydin.Simdi sonbahar kisa giriyoruz ya...
Ben dört mevsim bahari yasadim seninle Çiçek çiçek açtin yüregimde.
Gökkusagi zayif kaldi senin renklerin karsisinda.Taze bir yaprak gibi
yesildin.Açelyaydin pembeliginle.Üzerine çig taneleri düsmüs sari
güldün.Kirmiziydin bir ates gibi.Ve maviydin... En çok bu renkle anmayi
sevdim seni.Denize tutkundum,denizi sensiz,seni denizsiz düsünemedim. Seni
severken dünyayi da sevdim ben,insanlari da...Kendime bile dar gelirken,
içinde herkeze olan bir hayatin sahibiydim artik.

En kizgin, en tahammülsüz oldugum anlarda bile seni düsünmek yetti
bana,içimdeki sevinç yüzüme yansidi,güldüm. Beni böylesine güldüren senin
sevgindi ve ben kaygisiz,içten gülüsün ne demek oldugunu, nasil güzel bir
sey oldugunu anladim seninle. Her seye ragmen sevdim seni.Güçlüydüm veasamayacagim hiç bir zorluk yoktu. Koca bir kente,koca bir ülkeye kafatutabilirdim.Sen elimden
tuttugunda,patlamaya hazir volkan gibi hissederdim kendimi.Menzil sendin ve
ben o menzile ulasmak için önüme çikan herseyi yok edebilirdim.Sana ulasmami
engelleyecek herseyi eritirdim,kül ederdim.Sana ulastigimdaysa sakin bir
göle dönüsürdüm.Ve o göle birtek sen girebilirdin.

Sevdim ve hayrandimda...

Her halin çekti beni.Durusunu,uyumani,gülmeni,kizmani,
saskinligini,safligini,kurnazligini,çocuklugunu, olgunlugunu sevdim.Sesini
de sevdim suskunlugunuda.Küçük
oyunlarini,kaprislerinisitemlerini,korkularini sevdim.Seni ve o doyumsuz
sevdani, uçari sevdani anlatacak kelime bulamadim çogu zaman.Sigmadin
cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadi.
Seni severken yorulmadim.Çünkü sen yasam kaynagiydin.Hergün
yenilendim.Seninle çogaldim,büyüdüm.Eksik kalan neyim varsa
tamamladin.Ölmeyecektim çünkü sen ölümsüzlügün ta kendisiydin.
Sevdim iste ötesi yok...
Hep ertelenen bir an hiç yaşanmamaya mahkumdur. Düşlerin bekleyişiniyalnızca bir hüsran karşılayacakdır. Mevsimleri sayarsak ömür baharsıztükenir gider. Sevdiklerimizi bulmak yada bulduğumuzu sevmek tercihi enzor olan iki seçenektir bu sınavda...

Boşuna akan ırmaklar mı var yüreğimizde, sebepsiz mi çoşkun bir denizdemaviye hasretliğimiz? Ufuk ta görünen o ki mutluluk tek kişiliktiraslında. Karşımızdakinin çabasına ihtiyacı yoktur mutluluğun, Aşkındasevdiğin kadar büyüktür. Sevdiğin sürece meydan okur dünyaya.

Hasretle beklenen gelmez hiç bir zaman o hasreti yalnız tüketirsin.Karşılık bulmuyorsa sevda umut değil kendini hükümdar sanan kölelerüretir, dönemezsin. Ama boşuna geçmemiştir dolan vakit. Heba olanşiirleirn değildir. Türkülerin diliyle yas tutan geceler, sırdaşlığınıhiç farketmez. Kıymetini bilmediğin kır çiçekleri yeniden açar o gülsolarken.

Ayrılanlar yıllar geçsede üstünden hep aynı acıyı çeker. Ama yollar hiçbitmez. Sonuna geldiğini zannetiğin yerler birer duraktır aslında. Vesen yolculuğunu gönüllü bitirmişsindir o durakta. Güneş hep geçkalırmış gibi gelir, sen bir baharda mevsimler başka havada...Gerçeklerle düşler yerini kaybeder. Bir tek o kalır yüreğinden hiçgitmeyen. Aynı bakışlı resmine saatlerce dalışın kalır, sevdanıntutsaklığında acılarını dindiremeyen...

Şöyle dimdik durup rüzgara karşı ''Ey hayat sen şavklı sularda birdolunaysın, aslında yokum ben bu oyunda, ömrüm beni yok saysın''diyerek çekip gitmek gelir aklına, Bedeninizin parçalanması hiç umrundadeğildir, ama sevdiği uğruna ölenlerden olmak istemezsin. Çünkü yalnızyaşarken bir ihtimal daha vardır. Belki ölüme değil ama onun hayatınageç kalmışsındır. Uzaktır öyle kalacaktır belki. Hep bir umutlabeklenirken sevda habercisi, yüreğini teselli etmekde sana düşer.

Her şeye rağmen korkutmasın seni bu sevdanın ateşi. Her yangın öncebaşladığı yeri yakar. Sana küçük kendime büyük gelen yüreğimde yıllargeçsede senin adını yazar. Ve bil ki sevdiğim, uslanmaz ruhum yaşadıkçaseni sever, seni sevdikçe yaşar..
Canımdan Çektiğin Adını Benim İçin Saklar mısın?

Yüreğim bir ayraç misali takıldı bakışlarının arasına.
Günlerden hangi cumartesiydi veya pazardı inan hatırlamıyorum. Anlamsızolduğum, sıkıldığım, boş boş etrafa bakındığım anlardan birinde avuçiçlerimin arasına aldım sesini ve seni aradım.
Yolculuklar neden daima alfabenin sonuna doğru başlar ki?
İşte benimkisi de böyle bir yolculuktu. İlkin loş bir karanlıktamerhaba” dediğim, sonrasında da adresini bilmediğim bir kapı aralığındasöylediğim bir merhaba…
Yüzünde küçücük çocukların kırılgan ifadesiyle aralık bir bakıştatutulmuştum gözlerine. Benim kadar derin bakıyordun. Öyle zamana borcunyoktu diğerleri gibi. Göz kapaklarımın ağırlaştığını hissettirenekadar, içime doğru bakıyordun. İçim ne de çok ezildi gözlerimikaçırdığım, başımı öne eğdiğim ve hatta ilk defa tenime dokunduğunzaman.
Söylesem hangi izi taşırsın bedeninde benden kalan ve kim bilirhatırlar mısın sırılsıklam bedenine dokunduğum anda sanasöylediklerimi?
Canımdan çektiğin adını benim için saklar mısın?
Saçlarım darmadağınık
Oysa daha bu sabah senin için hazırlanmıştı her şey.
Telefon defterine baktım, bir daha ve bir daha ve son bir defa. Seniaramak için sebepler yaratmaktan yorulan beynim sonunda uykuya verdikendini. Aklım ve sen uykuya daldık.
On altıncı boyuttaydık seninle. Buraya kadar gelmemize izin verenikinci boyuttu. Sayende arada geçen zamanları algılama fırsatım bileolmamıştı. Çünkü her şey çok hızlı olmuştu.
Oturdum… Elimdeki fincanda gittikçe soğuyan bir çayın ve vücuduna yavaşyavaş yayılan alkolün, az sonra bitecek hüznü yerleşmiştibakışlarımızın arasına.
Sanırım ben, bir tek seni alamadım o bakışların isimsiz randevularına.
Yapamadım…
O resmin üzerime düşen gölgesinden sıyrılamadım.
Hiç bilmeyecekti…
Duymayacaktı...
Yine kaldığı yerden alacaktı ellerini ellerine. Ama ben yine de yapamadım.
Mevsim sancıları yine her zamanki gibi gri şehrin sokaklarında içimiacıtıyor. Eksiliyorum senden içeri, sana doğru. Hiç kendine boğulur muinsan? Mahkemede hem sanık hem tanık olur mu? Erteler mi arzunundolaştığı bakışları gözlerinden?
Terk eder mi o kırılgan titreyişi?
Anlaşılmayacak biliyorum. Yine de seni satır aralarına gizliyorum, kimse bilmeden, kimse duymadan.
Doğanın çam kokulu düşlerine emanet ediyorum o akşamı da. Işığın yerini küçücük ışıltılar almıştı hani.
Neredeyse sana (d)okunacaktım..
Dedim ya günlerden hangi cumartesiydi ve belki hangi pazar, hatırlamıyorum. Artık ne önemi var ki!?
Şimdi sana söyleyemediklerimi alıp yanıma gidiyorum.
Arkamdan bakar mısın yoksa gelir misin düşünmek istemiyorum ve yine her zamanki ve hiç bilmediğin gibi sana” yalan söylüyorum.
Canımdan çektiğin adını benim için saklar mısın?
İnsanlar gördüm kendilerine yabancı kendilerine garip kendilerineuzak. Hiç bitmeyecek bir yolun yolcusu gibiydiler. Nedinlenebilecekleri bir mola yeri ve nede zaten varabilecekleri bir yervardı. Ruhlarındaki kabullenmişlik çirkin yüzlerine yansımıştı.Birbirlerinin kopyası bu insanlar arasında bir yabancıydım ben. Beniaralarına hiç almadılar, zaten hiç girmek istemediğimi bilmediler ki.Tek kelime konuşmadım onlarla. Yine de onlarla aynı adımları atıyordumbilinçsizce. O hiç bitmeyecek sandığım yola çıkmıştım onlarla birliktebir kere.



Koyu gri bir havanın hakim olduğu o yolda ne bir tek yıldız gördüm nedebir tek yağmur damlası düştü yola. Ne sıcak vardı ne soğuk. Kara, kirlibir toprağın üzerinde atıyorduk adımlarımızı. O uzanıp giden yolda nebir yeşil, ne de mavi yoktu. Görünen sadece uzayıp giden sonsuz birgrilikti. Yol uzayıp gittikçe, binlerce kişi katılıyordu bize. Amaçsızkalabalığa katıldıkça katılıyordu insanlar.

Ses yoktu, gülüş yoktu, heyecan yoktu, sadece nefes almaya odaklanmışbir insan güruhu vardı. Bense içimde çoğalttığım sesimi, bir mutlu yüzesakladığım gülüşümü, bir sıcak yüreğe sakladığım sevgimi dışarıvurabilmek için çırpınıyordum. Ama hiç bir yüz, hiç bir ses bu cesaretivermiyordu bana. Bu bıktırıcı, bu tekdüze, bu amaçsız adımlarınatıldığı yolda bir başka seçenek olmalıydı. Hissediyordum, ben bu yolabu insan kalabalığına ait değildim. Aynı şeyleri hisseden bendenbaşkaları da olmalıydı.

Sonra hiç varılmayacakmış kadar uzakta bir kuşun havalandığını gördüm.Bir umut yakalamıştım sonunda. Adımlarımı hızlandırdım. Sıyrıldımkalabalıktan. Koşmaya başladım. Kuşa yaklaştıkça gri hava dağılıyor,güneşin ısısını hissediyor, gökyüzünün maviliği çiçeklerin her renginigörüyordum. Ve en sonunda seni gördüm. Ordaydın. Küçücük ama yemyeşilbir çayırın ortasında, gelincikler içinde öylece oturuyordun. Senin azötende hava kurşun gibi griyken. Senin başındaki gök masmaviydi. Ve sengözlerini o maviliğe dikmiş uzaktan gelecek birini bekler gibiydin. Bengördüklerim hissettiklerimin karşısında donmuş ve öylece kalakalmıştım.Yüzüme bakıp sadece "HOŞGELDİN" dedin. Ve o ses yeniden hayata döndürdübeni. İçimdeki bastırılmış gülümseme yansıdı yüzüme önce. Yüreğiminatışı hızlandı, tenim ısındı sonra. Az önce terk ettiğim o kalabalıkyanımızdan geçip giderken biz senle el ele gülümsüyorduk onlarınşaşkınlığına.

Artık senle bir sevdanın iki ortağıydık. Şimdi içimde çoğalttığım sesimle haykırıyordum herkes duysun diye...

Hiç kimse sevdama senin kadar yakışmadı ve sevdam hiç kimseyi senin kadar yaşatmadı yüreğimde...
Geceydi seni bana taşıyan...Sen geceye yakındın, bende sana....Ağıraksak işleyen zamanın düşürdüğü tuzaklardan kurtulup geldin, hoşgeldin.Korkularınla, sırlarınla ve sadece gözlerine derin bakanlarıngörebileceği acılarınla geldin, iyi ki geldin..... Bekleyişleriminiçine hapsettiğim özlemlerim vardı.Nicedir kimseyle paylaşmadığımhüzünlerim.Soramadığım sorularım.. Hatırladığımda yüreğimde yaratacağıo korkunç sızıyı duymaktan korktuğum için beynimin bir köşesinefırlatıp attığım ve bir daha hiç dokunmadığım anılarım vardı....Şimdiözgür bıraktım özlemi.Şimdi hüzünde sevinçte doyasıya yaşanıyorbende.Sorular cevabını buluyor, anılar canlanıyor çünkü sengeldin.Susmak ne çok akıllandırmış beni... Ne çok biriktirmişimkelimelerimi....Bir bir dökülürken dilimden sevda sözcükleri senin otedirgin duruşun bile durduramıyor beni."Seni soluyan bir rüzgarakapılmış gidiyorum.", yüreğimi bir yelken gibi açtım, seninledolduruyorum.Seninle olmanın, seni yaşamanın ve zamanı sadece seninlepaylaşmanın eşsiz hazzını duyumsuyorum, ne iyi ettin de geldin.....Birbüyüysen bozulma. Bir hayali yaşıyorsak kaybolma. Hep biz çözecekdeğiliz ya gerçeğin düğümlerini, bırak kendi halinde kalsın. Ruhunatalibim ben asıl gerçek bu. Kaçışlardan bıkmış, hep yarım kalmış ruhumda bir tek seninle doyuma ulaşacak, kendini bulacak. Dedim ya, sengeldin.Bir de mavi var öyle ya..... Nereye saklamıştım maviyi ?Kimlerden gizlemiştim de yok sansınlar istemiştim ? Bak, güneş bilemavi mavi parlıyor görüyor musun ? Yavaş yavaş yok oluyor yüreğimin grikatmanları. Maviyle anılıyor görebildiğim her şey.En çok maviyetutkunum ben, bu yüzden mavi sen oluyorsun, çocuk gibi seviniyorum. Senmaviyle geldin..Sahi , çocuk olmayı ne kadar özlemişim ben... Seniniçindeki çocukla oynayacak bendeki çocuk. Yalansız ve saf olacak.Kumdan kaleler yapacak, içine seni koyacak. Kaleyi yıkacak, senikurtaracak, kahraman olacak.Çığlıklar atacak, yorulmayacak, sensiz hiçbir oyunda "ebe" olmayacak.Korkma , içindeki o çocuk hep yaşayacak,kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim.Çünkü sen o çocukla varsın,o çocukla geldin.Yoktum ben , senden önce yoktum sanki. Sen geldinvarlığını bildim. Sen geldin bir dokunuşun, bir öpüşün nasıl da büyükbir hazza dönüştüğünü gördüm. Sen geldin ben oldum, aşk oldum.Sengeldin....ama ne güzel geldin...
ÇAĞIR BENİ



Aşk adına işlediğim bütün günahlarımı kutsal sayarak yağmalanmış gecelerimin hüznünü bir bohça gibi sırtıma vurarak tutkumu ve
öfkemi,tutukladığım gözlerinin rengine boyayarak gelirim.
Hiç saklamadım duygularımı ama bir çocuk var ki içimde, asırlardıruykuda.Asıl ben oyum asıl o uyandığında ben hayata daha çoksarılıyorum.Konuşmaya hasret o çocuk artık uyusun istemiyorum.Onuuyandıracaksan ve büyüteceksen gelirim.Hep seni, sana ve bütünağırlığına rağmen taşıyacağıma, hep seni sen kadar uzaklarda bileyaşayacağıma inan…
Hiçbir zaman senin gözlerinin gizliliğindeki güzelliği unutmayacağımıinan. Ve benim kuşatma altındaki düşlerimi ve düşlerimdeki gülüşlerimide senin kanatmayacağına inanayım.İnandır beni gelirim..
Bakışlarımla okşayarak yüzünü gece yarısı hasretlerinin yoldaşı olurum,bölünmüş düşlerinde ve yalnız gecelerinde bak bana, hep konuk olurumsana..Şiirlerinde hep yeni umutları yeni sevdaları anlatan bir ozangibi sana dair dizeler yazarım.Seni anlatmayacak her sözcüğükullanılmaz kılarım.Salıveririm yüreğimi bir ezginin notalarına..Söyleşarkımı gelirim.
Rotasını kaybetmiş bir gemi gibi fırtınadan fırtınaya sürüklenirkenKara Göründü diye bağıran bir tayfanın sesindeki mutluluğu taşırım benlimanım sensin.Bir tek sana sığınırım korku dolu dev dalgalarınşiddetinden.Aç kapılarını gelirim.utangaçlığımı, güçsüzlüğümü, üzeriniyalanlarla örttüğüm hatalarımı bırakarak acı ve gözyaşını unutarakumutlarımın da ellerinden tutarak gelirim.
Biz seninle ölür gibi öpüşmeli öpüşür gibi bölüşmeliyizhayatı..hesapsız mekanlarda ve zamansızca.ayın karanlık yüzünü düşün,güneşi kucakladığın anı düşün başını göğsüme yaslayıp sustuğunda belkide ömründe ilk defa geçmişteki hoyrat sevdalara inat sen de yumgözlerini Sevda ile dağla yüreğini..Ben sendeyim, kazındım bir kezyüreğine..bundan böyle ihanetin adının bile anılmadığı bir ülkede,hayallerini azaltmadan bir baharı ve sonraki bilmem kaç baharı benimlebirlikte yaşam istiyorsan çağır beni..GELİRİM SEVGİLİM!!!Çünkü seni çokseviyorum ne yazık ki bunu sende biliyorsun..
Bazen öyle bir iliskiye tutulursunuz ki, nesevebilir,ne terkedebilirsiniz. Kör kütük baglanmissinizdir aslinda...En güzel yillarinizin, aci tatli hatiralarinizin ortagidir; iççekismelerinizin müsebbibi, yazilarinizin ilhami, sohbetlerinizinkonusudur. Gözyaslarinizda, bilinçaltinizda, kahkahanizdadir. Korkuncasaklandiginiz bir siginak,cosunca öptügünüz bir bayrak...Sevdanizriyasiz, çikarsiz, karsiliksizdir.Sinirsiz ve nihayetsiz; "Ölmek var,dönmek yok"tur. * * * Lakin gün gelir anlarsiniz; içten içe birseylerin kanadigini... Tutkulu sevdalarin gizli hançerleri baslarparildamaya...Surasindan, burasindan elestirmeye koyulursunuz: "Söylegörünse, öyle demese, degisse biraz ya da eskisi gibi olsa..."Baskalarini örnek göstermeye, "Bak onlar nasil yasiyor" demeyebaslarsiniz. Hem birlikte yasayip, hem özgür olmanin yollariniararsiniz. Askinizin gözü kör degildir artik, yanlisini görür düzeltmekistersiniz. "Eskiden böyle miydi ya.." diye baslayan sohbetlerde açilirelestirinin kapisi; açildikça, bastirilmis itirazlar yükselirbilinçaltindan... Böyle süremeyecegini bilirsiniz. Degissin istersiniz.O, sevgisizliginize yorar bunu... Ihanete sayar. Tutkulu iliskilerdeihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle ya da terket" diye gürler... * ** Bir zamanlar bir gülücügüyle alacakaranligi isitan o rüya, bir kabusadönüsür birden... Kapatir gönlünün kapilarini, yasaklar kendini size...Hoyrattir, bakmaz yüzünüze... Zehir akar dilinden, konusturmaz,suçlar,yargilar mahkum eder. Mühürler dudaklarinizi, yirtar ataryazdiklarinizi, siler sizi defterden... "Iyiligin içindi hepsi, senisevdigim için..." dersiniz,dinletemezsiniz. Ayrilirsanizasamayacaginizi bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz. Ihanettenkirilmistir kaleminiz; severek, terk edersiniz... * * * "Mademöyle..."nin çagi baslar ondan sonra...Madem ki siz böylesine tutkunken,o hep baskalarini seçmistir, madem ki kiymetinizi bilmemistir, o halde"günah sizden gitmistir". Lanet ederek bu karsiliksiz aska, çekipgitmeleri denersiniz. Askin göçmenlik çagi baslar böylece... Daha özgürolacaginiz limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz,uzaktan uzaga izlersiniz olup biteni... Etrafi bir sürü ugursuzladolmus, kurda kusa yem olmustur. Deli kanlilar, eli kanlilar, ugrunaölenler, sirtina binenler sarmistir çevresini... Gurur duyar onlarla,koynunda besler, gözünü oysunlar diye... Ugruna kan dökenleri sever,yoluna gül dökenlerden fazla... "Bana ne... kendi seçimi" diye omuzsilkmeye çabalarsiniz bir süre... Ama sonra... ansizin kulagimizaçalinan bir sarki ya da kapi araligindan süzülüp gelen bir koku,hatirlatir onu yeniden... Yaban ellerde, baska kollarda ondan bahsederaglarsiniz. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, sarkisinidinlemeyi, yemegini yemeyi, elinden bir kadeh raki içmeyi... Karsinehrin kenarindan hasret siirleri haykirirsiniz, sular kulaginafisildasin diye... Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bagirmak geçeriçinizden...Dönemezsiniz. Göremedikçe baglanir, uzaklastikçayakinlasirsiniz. * * * Anlarsiniz ki bir çaresiz asktir bu, ne onunlaolur, ne onsuz... Hem kollarinda ölmek, kucagina gömülmek arzusu, hem"Ne olacak sonunda"kuskusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.Sürünür gidersiniz...
Gidişine değil sitemim, beni sensiz günlere mahkum etmene...

Bende olduğundan beri ne zaman aynaya baksam , kendimi bulamıyorum.Gözlerimde gözlerini, dudaklarımda gülüşünü görüyorum. Hep nefesinisoluyorum, tenimde bir ürperti beliriyor. Koca şehir susuyor sadecesesin çınlıyor kulaklarımda. Bakabildiğim kadar ileride,dokunabildiğimce yakındasın ama hasret kalıyorum bebek yüzlüm gülüşüne.

İstanbul gibi bakıyorsun bana, gizemli ve buğulu. Hem içinde olup , hemyalnız yaşamak bilsen ne kadar zor geliyor. Hayat kavgasını sürdürüyorsevdam. Aşk can çekişiyor gecelerimde. Tenine susuyorum Marmara'nınderinliklerinde. Yeditepe çalıyor sanki seni benden, yavaş yavaştüketiyor.

Gökyüzüne yıldızlarla tutunan peçesini çıkarıyorum karanlığın.Pencereden yatağına süzülen ay ışığı olmak, yüzünü sürdüğün yastık olupdüşlerine avuç açmak için. Bedeninde serilmeliyim gece gibi. Meleklerinuyurken bıraktığı gülüşü seyretmeliyim başucunda.

Kalmamı istermisin, yıldızlar bir bir gömülürken sabaha ? Dokunmamıistermisin ayaz düşen tenine ? Hani utanmazlığın koynunda kendinlesevişmelerinde yanında olmamı istermisin ?

Kuruyan teninde terden boncuklar yapabilirim, güzel bir melodidekipiyano tuşlari gibi dokunabilirim vücuduna, kıvrımlarınla ahenkliyaşayabilirim seni. Rüzgarın dağlarla kucaklaşmasını, dalgalarınkıyılara cilvelerini getir aklına. Önce, süzülmelerini hisset kumlaraköpüklerinin, sonra kızışan rüzgarla tut ellerimi. Tüm gücünle sarılbiçare kimliğime. Açlığımı , susuzluğumu , sırlarımı bitir gecede.İçimde kıpırdanışların , yüreğimde sıcaklığın, dudaklarımdatitreyişleri sevdanın, tenimin ürpertisinde nefesin olmalı...

Dağıt hazan düşen yatağımı. Güneşim ol Eylül gözlüm. ‘Seni istiyorum'diye yutkunduğum nefesimi al dudaklarımdan, sırlarımı çöz öpüşlerinle.Ay gibi yum gözlerini geceye, yıldız gibi kay geç düşlerimden. Tadınıbilmediğim, tenine düşmedigim hayal olmaktan çık, dökül şehvetinle.

Söyleyemem sana yanan tenimi, kıvılcımı düştü bir kez içime.Kıvranışlarım kadar sessiz uykusuzluğum. Her dokunuşumda kendime,haykırışlarım suskunluğum aslında.

Kendime sarılıp yatağın bir ucunda tüm ürkekliğimle gelişini beklerim.İçimden akan ılıklığı, sıcak sevdayı sana sunmak , sadece hayalinlebütünleşerek yaşamak çok zor be aşkım... ‘SEN' bendeysen, benimsen ..Neden geceler isyanım ? Kirpikten bulutlarını arala artık, güneşgözlerinde kapalı kalmasın, Uyan ! Dünya güneşe , ben sana kavuşayım.Seni seviyorum Eylül bakışlım...
ey bu şehrin güzeli, kalbimin yalanı, derviş yüreği hanemizden, sonugelmez bir yolculuğun ıssız ve hoyrat, insan ve yalan kokanpenceresinden unutulmuş yitik bir gençliğin küçücük bahçesindeki yaşamaduacı beyaz papatyalara ve içli sarmaşıklara mecbur ettin bizi. Biz kisevdayı yüreğimizin en derin, en soğuk ve penceresiz hanesindesaklardık. Korkardık yiğit ve cesur olacağımız yerde kaypak ve aşkamüptela olmaktan. O kadar kendimizden uzak, o kadar yabancışehirlerdeydik ki adımız anıldığında binlerce çiçek solar, binlerce kuşuçuşurdu çığlık çığlığa. Akşam olurdu çocuklar çekilirdi evlerinehayatın ağır bir işçisi gibi. Yıldızlar düşerdi, biz kalbimizinyabancısı olurduk. Kireç badanalı duvarlar arasından, fukara gönlümüngelgitleri arasında; gurbet ve hasret ortasında, şehirden veinsanlardan kaçan, olmayanı arayan bu gözler önünde eşsiz bir tebessüm,asil bir edayla görünüveren; hüznümün, gözlerimin ve yüreğiminperdelerini aralayıp hayatımıza düşen, bizi sarsan suret, güzellik,zarafet ve nezaket. Biçimsiz, kuralsız ve haşarı dünyalara sürgün ettinbizi. Yüreğimize el sürdün, gülümsedin yok ettin. Şimdi kalbim çıkışıolmayan bir zindan, gözlerim gardiyan, Yağmur yağar düşlerim silinir,yavru ceylanlara yol gösterir adım. Ellerimden çiçekler açmaz amahüznümden bağ bahçe çoğalırdı. Adımlarımız dolaşırdı, biz hayatınköylüsüydük. Ey bilinmeyenim, hayata gülüp geçenim, Çocukları bilirmisin? taş ve toprak avluda tarladan annesinin yolunu bekleyen, uzamışkirli saçları, lastik pabuçları, kırk yerinden yamalı elbisesi ve donukbakışlarıyla umudu pörsümüş, yüreği büyümüş o çocukları. O çocuklarınburuşmuş gönlünü, dünyayı sığdırıp, çocukluğunu sığdıramadığı ogözlerini? Güneşi avuçlayamayan o ellerini? acıyla akran düşlerini?ayaza kesmiş hayallerini? solmuş, pörsümüş ve ertelenmiş uykularını?Mahcup delikanlının mazlum ve yetim sevdasını? gelinlik kızların çeyizsandığını, gece uykularını? Annenin yüreğini, babanın direncini?Hayallerinden büyük bir şehirde sırtına hatıralarını ve tedirginliğinisarmış bir çocuk oldun mu? Sahi sen hiç yaşadın mı ?E benim günahım ,beyaz yarim ,Dün bütün sayfalarını kopardım hayatın . Tecrit edilmiş nevarsa yaşamaktan yana özenle yakama yapıştırdım. Dudaklarıma bir sigarailiştirip usulca sokaklara açıldım. İnsanlar benim kadar yalnızdı.Çaresiz yürüdüm. Yanımdan geçen bir çocuğa ellerimi uzattım, saçlarınıokşadım. Kuru yemişçinin önünde çekirdek çıtlatan serçelere selamverdim içimden. Gurbete sevkıyat yapan trene el salladım .... Kağıttanuçak yaptım, sana selam gönderdim.



Sahi düşlerine uğradı mı ?
DİNLE
Ne zaman nasıl sevdim seni bilmiyorum.Oysa ki yasaktın bana, yasaktım ben de sana.
Bahar gibi çıkıp geldin, tam da karakışın ortasında.Sesini duymak öylehuzur vericiydi ki içimde binbir kelebek uçup,kanat çırpıyordu sanki.
Heyecandan yüreğim kurudukça bahar yağmurları gibi yağıyordun ruhuma.
Sonra güneş olup açıyordun.Rengarenk gökkuşağı gibi
aşk olup sarıyordun tüm benliğimi...Gökyüzünde süzülen uçurtma gibi uçuyordum bende senin aşkınla..
Seninle konuşurken bile sesin sesime değdikçe nefesim kesiliyordu.
Hep gülüyordum,güldürüyordun yüreğimi sen benim.Öyle benleydin ki, öyle sen olmuştum ki..
Dinlediğim şarkılara mı seni alıyordum yoksa sen mi bana şarkılar oluyordun?
Sevdim işte seni, hiçte saklamadım,saklıyamadım...Seni sen olduğun için sevdim.Bana yalansız dolansız gelmiştin.
Herşeyin en güzelini hissettirişini sevdim...Ahh keşke birde benim olsaydın...
Olamadın....Olamazdın da...Yasaktın ama herşeye rağmen tatlıydın...
Bilirsin zaman zaman karamsarlıklara düşerim ben, işte yine öyleyim...Neden kendimi yüreğinden taşındırılmış hissediyorum?
Neden içimde ki bu acı? Neden?
Bak bana!.. Gözlerimde yaş, yüreğimde yas var, hepsi sana...
Bana hissettirdiğin gibi seviyorsan beni, tut elimi, sar beni..Hissettir bana aşkını yok et bu karamsarlıkları...
Ya da yüreğine yeni bir levha as SAHİBİNDEN KİRALIKTIR diye..

DİNLE
Dinle sevdiceğim
Dinle!..
Ben seni
Bu yüreğe
Kiracı değil
Sahibesi kıldım
Sakın olaki
Bu yüreği
Aşk kumarın da
Bozdurma...
Sayfalar: 1 2 3 4 5
Referans URL