Web Ateşi Paylaşım Platformu - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış. Eğlence, Geyik Oyunlar, Komik Resimler, Videolar, Şarkı Sözleri, Slayt Gösterileri, Güncel Haberler, Ders Ödev indir, Sağlık, Oto modifiye Full Oyun
  • AnasayfaProgramEğitim&ÖdevHaberlerOyunlarCepTelWebMasterEğlenceModifiyeYardım
  • VideoDuyurularGüvenlikAşk & SevgiŞiirler & Güzel SözlerScriptlerSağlıkBilim & TeknolojiSpor

Kayıt için işaretleri kaldırmayın
Hızlı Kayıt Ol | Üye Girişi
Kullanıcı Adı Şifre Şifre Tekrarlayın Email Email Tekrarlayın


Web Ateşi Paylaşım Platformu - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış. Eğlence, Geyik Oyunlar, Komik Resimler, Videolar, Şarkı Sözleri, Slayt Gösterileri, Güncel Haberler, Ders Ödev indir, Sağlık, Oto modifiye Full Oyun > SAĞLIK > Psikoloji
...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Kullanıcı Adı:
Parola:
Giriş Yeni Mesajlar Bugünki Mesajlar Arama


Cevapla  Konu Gönder 
Sayfa (7): « İlk < Geri 2 3 4 5 [6] 7 İleri > Son »
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm | Önceki | Sonraki
...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Mesaj: #101
09-02-2007, 01:42:29 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Autogenic Training (otojenik eğitim)
Yoga ilkelerini uygulayan Schultz, nevroz tedavisinde kas gevşetme ve jimnastik yöntemlerini uygulamaya başlamıştır. Hastaya her bir kas grubunu ve sonucunda bütün vücudunu gevşetebilmesi öğretilir. Bu yöntem otojeniktir; yani hasta kendi-kendine uygular, fakat her gün devam etmek şarttır. Nevroz ve psikosomatik bozuklukların tedavisi bakımından Avrupa'da çok popüler olan otojenik eğitim ile sancısız çocuk doğurma, Jacobson hastalığı ve hipnoz arasında ilişkiler vardır. Otojenik eğitim hoş, etkili ve basit bir tedavi yöntemidir ve gruplara uygulamaya uygundur.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #102
09-02-2007, 01:42:50 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Aversiyon (engelleme)terapisi
Bir davranış terapisi türüdür ve istenmediği halde tekrarlı olarak yapılan bir davranış biçimini engellemeyi kapsar. En basit şekliyle, yaramazlık eden bir çocuğu cezalandırmak bir «engelleme terapisi» sayılabilir. Fakat psikolojik öğrenme ve Pavlov şartlama deneylerinin sonucunda bu teknikler son derece ayrıntılı bir hale getirilmiştir; en önemlisi engelleyici stimulus ile istenilmeyen davranış veya normal olarak bu davranışa yol açan stimulus arasındaki zamanla ilgili ayarlama teknikleridir. Engelleme terapisi çoğu zaman alkolizmde (bkz.), cinsel sapıklıklarda, özellikle transvestizm (bkz, ), fetişizm (bkz.), ve homoseksüalitede (bkz.) uygulanır. Ayrıca uyuşturucu madde iptilâlarında (bkz.), pedofilide (bkz.), sado-mazohizmde (bkz.) ve egzibisyonizmde (bkz.) de denenmiştir. Çeşitli tedavi yöntemlerine başvurulmuştur. Eskiden başvurulan ve alkoliklerin içki içmeleri üzerine bulantı ve/veya kusma yaratan apomorfin enjeksiyonları tekniğinin yerini, kesin zaman ayarlaması yapılabilen elektrik şoku teknikleri almıştır. Elektrik şokuyla engelleme terapisinin uygulandığı standard bir yöntem yoktur. Başarıyla sonuçlanan bir transvestizm tedavi yönteminde, hasta bir elektrik levhası üzerinde tekrar tekrar elbiselerini değiştirir ve bu sırada da önceden belirlenen bir programa göre hastanın ayaklarına ancak kesin bir acı verecek kadar elektrik şoku uygulanır. Başarılı bir tedavi birçok seans gerektirebilir ve teknik uzman bilgisi olan bir terapistin epey zamanını alabilir. Transvestizmde olduğu gibi, sapıklık eylemi sırasında uygulanabilen şoklarda, engelleme terapisi daha iyi sonuçlar sağlamaktadır. Oysa meselâ homoseksüalitede, hayaller ve fotoğraflar gibi vizüel belirtiler söz konusu olduğunda, sonuçlar bu kadar olumlu olmamaktadır. Cinsel sapıklıklarda elde edilecek sonuçlar hastadaki kişilik bozukluğunun şiddetine, sapık davranışının yerine geçmesi umulan normal cinsel ilgisinin derecesine ve sapıklık nedenlerine göre değişir; normal heteroseksüel ilgi veya ilişkiden yoksun, başkaları tarafından belki de kanuni sonuçlardan kaçınmak amacıyla tedaviye getirilen ve açık kişilik bozukluğu gösteren hastalar bu terapiden ender olarak yararlanmaktadırlar (aslında başka tedaviler de bunlara yarar sağlamaz). En kolay vakalarda bile, eğer istenmeyen davranışın yerini, kabul edilebilecek bir davranış biçimi (meselâ normal heteroseksüellik) alamazsa, nüksetme çok olur. Bu da ayrıca bir psikoterapi uygulanmasını veya heteroseksüel anksieteyi yenmek için desensitizasyon (bkz.) tipinde bir davranış terapisini gerektirebilir. Normal olarak mevcut bulunan diğer psikososyal sorunlara da aynı zamanda uygun bir tedavi uygulanmazsa ve hastaya örneğin alkolü bıraktıktan sonra hayatında yer alan boşluğu doldurması için yardım edilmezse, alkolizm vakalarından alınan sonuçlardaki düşük başarı oranı bununla açıklanabilir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #103
09-02-2007, 01:43:08 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Azafenotiazinler
Benzotiazinler adı altında da bilinir. Ana fenotiazinlerin klorine edilmiş benzen halkasının yerinde piridin halkası vardır. Farmakolojik özellikleri fenotiazinlerinkine benzer. Bu serideki, incelemesi yapılan bileşikler şunlardır: protipendil, oksipendil, isotipendil.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #104
09-02-2007, 01:43:28 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Babcock Cetveli
Zekâ gerilemeleri Babcock-Levy testiyle belirlenerek sonuçlar Babcock cetvelinde gösterilir.


Bağımlılık (İlaç bağımlılığı)
Bkz.İptila,


Barbitüratlar
Barbitüratların ilk olarak tıpta kullanımı yüzyılın başına rastlar. Önce barbiton, on yıl sonra da fenobarbiton kullanıldı. O tarihten bu yana sayısız barbitüratların sentezi yapıldı ve bugün bunlardan bir düzinesinin klinik uygulamalarda yerleri vardır. Gastro-entestinal ve parenteral yollardan hemen absorbe olurlar. Etkinin hızı ve süresi, dokuya nüfuz oranını belirleyen lipid çözünürlük derecesiyle doğrudan orantılıdır. Metabolik yıkılım çoğunlukla karaciğerde olur ve değişmemiş bileşiğin yanısıra çeşitli bileşikler de böbreklerden itrah olur. Kısa veya daha uzun süre etkili bir barbitürat dozu kırk sekiz saat içinde vücuttan atılır. Bu, uzun süreli etkili ilaçlarda daha uzun bir zaman alır. Barbitüratlara karşı tolerans mutlaka olur ve bu tolerans hem metabolik değişimin artması, hem de nöro-fizyolojik uyumla ilgilidir. Barbitüratlar genel depresanlardır, fakat santral sinir sistemi bunların etkisine karşı, öbür dokulara kıyasla, daha duyarlıdır. Santral depresan etkiler bileşiğe, dozuna, uygulama yoluna ve o sırada sinir sisteminin eksitabilite derecesine göre, hafif sedasyondan komaya kadar değişir. Önce neokorteks etkilenir; disinhibisyon ve öfori etkileri, alkol kullanımı sonunda görülen etkilere çok benzer; barbitüratların «hafif» uyuşturucu maddeler olarak kullanılması bu yüzdendir. Barbitüratlar klinik bakımdan hipnotik olarak kullanılır. Uykusuzluk başlangıçlarında genellikle kısa süre etkili bileşiklerin, geceleri rahatsızlık veren uyku ye sabah erken uyanma durumlarında da daha uzun süreli bileşiklerin verilmesine rağmen, bazı araştırmacılar etki süresini uzatmak için dozu arttırmanın daha iyi bir yol olduğunu ileri sürmektedirler. Psikiyatride barbitüratlar etkin anksiolitik ilaçlardır ve geçmişte bu amaçla yaygın olarak kullanılmışlardır. Son onbeş yıl içinde benzodiazepin bileşiklerinin, bazı belirgin avantajları dolayısıyla, anksietenin tedavisinde barbitüratların yerini aldığı görülmüştür. Yine de, anksietenin giderilmesinde barbitüratların sınırlı fakat yararlı bir fonksiyonları vardır. Psikotik veya nörotik hastalıkta akut ve şiddetli davranış bozuklukları derhal kimyasal bir frenleyicinin uygulanmasını gerektirebilir. Oral veya parenteral barbitüratlar bir trankilizanın yerine veya trankilizan terapisini destekleme amacıyla kullanılabilecek yararlı bileşiklerdir. Barbitüratların disinhibisyon etkileri, narkoanalitik tekniklerde teşhis için kullanılmaktadır, Fenobarbiton bu grubun uzun süreli etki gösteren bir bileşiğidir. Öbür bileşiklerden farkı, hafif bir ruhsal depresyon yaratma özelliğidir; bu yüzden psikiyatride pek rağbet görmemiştir. Oysa antikonvülsan olarak uzun bir zamandan beri yarar sağlamaktadır. Normal dozlarda kullanıldığı zaman, barbitüratların yan etkileri çok sık görülmez. En çok rastlanan şikâyet, ertesi sabah duyulan ve sarhoşluk sonrasını andıran hafif bir rahatsızlık ve sıkıntı duygusudur. Hipersansitivite reaksiyonları pek görülmez; bunlar çoğu zaman lekeli kabartı ve ürtiker biçiminde belirir. Yatkın hastalarda akut porfiria'ya (kanda porfirin mevcudiyeti) ender olarak rastlanır. Barbitüratlara tolerans hemen başlar ve aynı etkinin sağlanması için doz gittikçe artar. Alkol gibi diğer depresanlara karşı bir çapraz toleransa rastlanmamıştır. Barbitüratların hafif dozda sürekli kullanılmaları kolayca alışkanlığa yol açabilir. Bu özellikle kronik anksietesi bulunan hastalar için sözkonusudur. Barbitürat kullananların bunu bırakmaları halinde şiddetli anksiete, titreme, göz seğirmesi, baş dönmesi, bulantı, kusma ve kilo kaybı görülür; bu arada ihtilâçlara ve delirium durumlarına da rastlanılabilir. Uzun süreli yüksek dozaj sonucunda, alışkanlığın yanısıra, sürekli entoksikasyon ve kişilik sorunları da ortaya çıkabilir; duygularda (affekt) kararsızlık, sinirli ve kavgacı bir tutum, konsantrasyon ve hafıza bozuklukları ile yanlış kararlar halinde beliren akıl fonksiyonu bozuklukları görülür. Motor koordinasyon bozuklukları ataksiye, dizartriye ve nistagmusa yol açar. İntihar girişimi amacıyla aşırı barbitürat dozları alınması üzüntü verecek derecede olağan hale gelmiştir; bu bakımdan depresyon hastaları için özellikle yüksek olan tehlike derecesi her zaman göz önünde tutulmalıdır. Aşırı barbitürat dozu alınan durumların bir kısmının rastlantı olduğu ve barbitürat otomatizmi, yani şaşırarak istemeden tekrar normal dozda barbitürat almaktan ötürü meydana geldiği ileri sürülmektedir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #105
09-02-2007, 01:43:47 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Bar cetveli
Bar cetveli histograma (bkz.) benzer. Resimli olarak, olayların mutlak ve yüzde frekanslarını gösterir ve iki, üç grupta elde edilen sonuçların kıyaslamasında özellikle faydalıdır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #106
09-02-2007, 01:44:09 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Basit şizofreni
Şizofreninin (bkz.) bir altgrubu olan bu bozukluk en az tanımlanmış ve en güç teşhis edilen vak'alardan biridir. Başlıca özellikleri sinsi bir başlangıç göstermesi ve açık klinik semptomlar bulunmamasıdır. İleri adolesans döneminde, tuhaf davranışlar, sorumlulukları ihmal, toplumsal ilişkilerde zayıflama, mantıksız davranışlar ve toleranssızlıkla belirir. Klinik muayenede, daha önceki toplumsal yetersizliklere kolay açıdan bakma dışında, çok az anormallikler görünebilir. Oysa, hastanın yakınları onda umursamaz bir kayıtsızlık veya sürekli yakınmalara, eskiden gösterdiği sevgi yerine kavgacı bir despotluğun farkına varırlar. Toplum koşullarına ve akrabaların göstereceği destek derecesine göre, hasta alkolizm ya da fuhuş gibi tuhaf davranışlara veya toplumsal bir düşüşe sürüklenebilir. Basit şizofreni hastalarından çoğunluğunun psikiyatrik hastahanelere alınmayıp basit suçlular, serseriler ve diğer toplumsal uyumsuzlar sınıflarında yer aldıklarına inanılmaktadır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #107
09-02-2007, 01:44:33 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Baş ağrısı
Lokal organik lezyonlar (ya da fonksiyon bozuklukları) nedeniyle olan baş ağrılarını sistemik hastalıktan ileri gelen baş ağrılarından ayırdetmek gerekir. Ayrıca, bu iki tür başağrısı, psikolojik faktörlerden ileri gelen veya bu faktörlerle ilgili baş ağrılarından da ayırdedilmelidir. Birçok vakada, lokal fizik ve psikolojik faktörler arasında bir bağlantı bulunur. Lokal organik lezyonlar arasında serebral tümör, subdural hematoma, temporal arterit, sinüzit, vazomotor rinit ve migren vardır. Baş ağrısının sistemik nedenleri arasında ise hipertansiyon, böbrek yetersizliği, amfizem, göz yorgunluğu (refraktif hatalar nedeniyle) ve konstipasyon vardır. Klinik tababette en sık görülen vakalar muhtemelen gerilim baş ağrılarıdır. Ağrı genellikle frontal, bazan oksipitaldir, bazan da kranyuma kadar yayılır. Sorumlu mekanizmanın oksipito-frontalis kasındaki bir spazm olduğu ileri sürülmüştür. Baş ağrısı çekenlerin fazla anksiete göstermedikleri söylenmektedir, baş ağrısı bir çeşit boşalma semptomu görevini görür. Ortamsal stress ve yorgunluk, presipitan faktörlerdir. Gerilim baş ağrısının ayırıcı teşhislerinden biri migrendir (bkz.). Depressif hastalıklı kişiler baş ağrısından, daha doğrusu kafatasında anormal ve nahoş duygulardan şikâyet etmektedirler. Bazı hastalar bunu kafalarının tepesinde bir basınç duygusu olarak, bazıları ise kafalarına sıkı bir şerit sarılıymış gibi bir duygu olarak tanımlamaktadırlar. Kronik hipokondria hastalarından bazıları baş ağrılarından yakınırlar, ama bu genellikle başta tuhaf duygulardan ibarettir. Bu tanım bazan elektrik, bazan da fizyolojik terimlerle dile getirilir, yani hasta «beyninden kan dalgaları aktığından» söz eder. Fizik tipteki baş ağrısının tedavisi öncelikle temelindeki bozukluğun tedavisidir; yine de, semptomatik tedavi de endike olabilir. Gerilim baş ağrıları çoğunlukla medazepam gibi trankilizanlarla giderilir. Oysa, aynı zamanda, psikiyatrik tedavi kapsamına da, kişiliğin ve ortamsal stresslerin değerlendirilmesi ve semptomlar başgöstermeden önce sitüasyonel baskıların daha iyi çözümlenmesini ve daha etkin bir deşarjın sağlanmasını amaçlayan bir psikoterapi girmektedir. Tamamen psikiyatrik olan sendromlar (yani, depresyon ve hipokondria), temeldeki duruma yeterli bir tedavi uygulanmasını gerektirir (elektrokonvülsif terapi, farmakoterapi, vs.). Bkz. Psikosomatik bozukluklar

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #108
09-02-2007, 01:44:56 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beden
Modern psikiyatride, psikolojik değişkenliklerle beden yapısı arasındaki korelasyonun araştırılmasında Kretschmer (bkz.) önderlik etmiştir. Kretschmer, piknik yapıyla (tıknaz gövde, geniş yüz, kalın boyun, geniş viseral boşluklar,ince kol ve bacaklar ve cilt altı yağ tabakası birikimine yatkınlık) siklotimik mizaç ve duygusal (affektif) psikozlar arasında ilişki bulmuştu, öte yandan, leptosomatik yapıyla da (uzun boy, dar gövde, uzun bacaklar ve ince bir cilt altı yağ tabakası) şizoid mizaç ve şizofrenik çöküntü arasında ilgi bulmuştur. Bu alanda daha sonra çalışan araştırmacılar arasında yer alan Sheldon, başka bir tipoloji geliştirmiştir. Ayrıca Rees ve Eysenck'e de bu alanda değinilmelidir. Bkz. Somatotipler ve Yapı

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #109
09-02-2007, 01:45:19 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beden İmajı
İlk gelişme safhalarında çocuk, kendinin ayrı bir bütün ve bedeninin de kendi kontrolü altında bir araç olduğu kavramını edinir. Bu «benlik kavramı» hayatı boyunca gittikçe zenginleşir ve fizik bedenle ilgili ayrıntılı bir «sistem» ya da düşünceyi kapsar. Bu düşünce için beden imajı terimi kullanılmaktadır. Bu sistemin tutarlılığı elbette sinir sisteminin bütünlüğüne bağlıdır. Böylece organik beyin hastalıklarında, özellikle parietal lob hastalıklarında, beden imajı bozukluklarına çok rastlanmaktadır. Oryantasyon bozukluğu (bkz. Ototopagnozi), yanlış lokalizasyon (alloestezi) veya bedenin bölümlerini algılayamama (bkz. Anosognozi) görülebilir. «Fantom kol veya bacak» yahut buna benzer fenomenler, sinir kopması dolayısıyla stimülasyonların yanlış yorumlanması sonucudur. Beden imajı bozuklukları, hastada başkalarının kendisini nasıl gördüğüyle ilgili yanılgılar olarak belirdiğinde, «fonksiyonel» niteliktedir; meselâ, hasta burnunun çok uzun ve dolayısıyla alay konusu olduğunu sanabilir. Bazı hipokondria tiplerinde beden duyularına karşı ağırı duyarlık belirgin olarak görülür. «yedekparça» (protez) ameliyatları da yatrojenik bozukluklara yol açabilir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #110
09-02-2007, 01:45:44 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beden yapısı
Çağlar boyunca beden yapısıyla mizaç yatkınlıkları arasında bir ilinti kurma çabaları sürdürülmüşse de, ilk olarak 1936 yılında kretschmer (bkz.) Bu fikri modern psikiyatri kapsamına almıştır. Tıknaz yapının siklotimi'ye (neşe ve üzüntü durumlarının belli sürelerde belirmesi) ve bir sinir bozukluğu durumu olduğu zaman manik hastalığa yatkın olduğunu; uzun boylu, ince, leptosomatık yapının şizoid mizaç gösterdiğini ve bir sinir bozukluğunda şizofreniye dönüşebileceğini ileri sürmüştür. Daha sonraları Sheldon (bkz.) Somatotipleme için daha ayrıntılı teknikler geliştirmiş ve beden yapısıyla psikolojik değişkenler arasındaki korelasyon faktörleriyle ilgili çalışmalar yapmıştır. Kretschmer'in piknik, atletik ve leptosomatik tiplerine karşılık, endomorf, mezomorf ve ektomorf olarak üç fiziksel tip tanımlamıştır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #111
09-02-2007, 01:46:05 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Belle indifference
(kayıtsızlık) Histerik konversiyon semptomları gösteren hastalardaki uygun emosyonel ifade eksikliği anlamına gelir. Böyle bir hasta aksaklığından, meselâ paralize bacağından, şikâyet ederken aynı zamanda da buna karşı donuk ve kayıtsız bir emosyonel tepki gösterir; hattâ başka konularla ilgili şakalar yapıp gülebilir. Endişe verici bir semptom sayılabilecek bu durumu hiç düşünmediği, ilgi bile duymadığı bellidir. Belle indifference, şizofrenide (bkz.) Görülebilen duygusal (affektif) donuklaşma veya tutarsızlıktan farklıdır. Doktorun teşhisine, şizofrenide görülen diğer özellikler ışık tutar.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #112
09-02-2007, 01:46:27 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Benzodiazepin'ler
Son onbeş yıl içinde geliştirilen benzodiazepinler reçetelerde en çok yazılan ilaçlar arasında yer almaktadır. Klordiazepoksid, bu serinin prototipidir. Bundan sonra diazepam, oksazepam, nitrazepam, medazepam ve flurazepam gelir. Bu bileşiklerin en büyük avantajı düşük toksisiteleridir; böylelikle aşırı dozda geniş bir emniyet marjı olmaktadır. Farmakolojik etkinlik, merkezde heterojen yedi üyeli bir halka yapısıyla ilgilidir. Benzodiazepinler gastroentestinal ve parenteral yollardan süratle absorbe olurlar, fakat kanda en yüksek seviyeye yavaş yavaş ulaşırlar ve itrah birkaç gün içinde tamamlanmaz. Benzodiazepinler hafif psikosedatif özellikler gösteren etkili anksiolitik ve yatıştırıcı ilaçlardır. Klinik bakımdan etkileri barbitüratlarınkine benzer, fakat farmakolojik etkinlikleri farklıdır: benzodiazepinler limbik sistemde (bkz.) İnhibitör etki gösterirler; retiküler ve beyin sapı bölgelerinde çok az etkinlikleri vardır. Yarattıkları antikonvülsan etki klinik bakımdan yararlı olmuştur. Kas gevşetici özellikleri ekstrapiramidal sistem yoluyla meydana gelir. Klinik yararları çok çeşitlidir, çünkü anksiete veya gerginlikten ötürü olan semptomların giderilmesi gerektiğinde benzodiazepin verilmesi uygundur. Kötü etkilere pek rastlanmaz. Benzodiazepinler yarı uyku hali doğurmazlar ; yaşlılarda hipereksitabilite, ajitasyon ve öfkeyle birlikte paradoksal stimülasyon belirebilir. Bazan ataksi, başağrısı ve hipotansif başdönmesi görülür. Psikolojik alışkanlığa az rastlanır. Benzodiazepin türevlerinin normal dozları Bileşik Normal doz Klordiazepoksid günde 3x 5 mg - 4x25 mg Diazepam günde 3x 2 mg - 4x10 mg Oksazepam günde 3x15 mg- 4x30 mg Medazepam günde 3x 5 mg - 3x10 mg Nitrazepam geceleri 5-20 mg

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #113
09-02-2007, 01:46:49 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Benzokinolizin türevleri
Tetrabenazin bu grubun en tanınan bileşiğidir ve rauwolfia alkaloidlerini andırır. Etkileri tıpkı reserpinin etkileri gibidir, fakat daha süratli, daha kısa süreli ve daha kuvvetli bir etki yaratırlar. Artık nöroleptik olarak çok az başvurulan bu bileşiğin, Huntington koresinin (bkz.) Tedavisinde önemli bir yeri vardır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #114
09-02-2007, 01:47:09 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Bestialite (hayvanlarla cinsel ilişki)
Cinsel uyarım amacıyla bir hayvanın kullanılması, bir inek veya kısrakla vaginal yahut anal koit (zoerasti), bir köpekle fellasyo, ya da hayvanın mastürbasyonu biçiminde olur. En çok adolesans döneminde, toplumdan uzak kalan çiftlik işçilerinde veya kişinin sevdiği süs hayvanlarıyla ilgili olarak rastlanır, kinsey adolesan çiftlik işçilerinden %17'sinin mutlaka bir hayvanla orgazma geçmiş olduğunu, oysa toplam nüfusa göre bu oranın ancak %6 olduğunu tahmin etmiştir. Bazı psikopatik, anormal hastalarda, zulüm eylemleri orgazmı stimüle edebilir (bestoseksüel sadizm). Tedavi, grup psikoterapisi ve ortamsal faktörlerin ele alınması yoluyla daha geniş bir toplumsal uyumun sağlanmasıdır. Bkz. Cinsel bozukluklar

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #115
09-02-2007, 01:47:34 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beyin bölünmesi
Ender olarak, «intractable» epilepsinin giderilmesi için korpus kallosum, hippokampus komissürü, anterior komissür ve talamusdaki massa intermedia ameliyatla alınır. Bu ameliyat iki serebral hemisferi fonksiyonel olarak ayırır ve etkileri akademik bakımdan ilginçtir. Kişilik, mizaç ve zekâ hasara uğramaz ve hasta normal koşullar altında her iki hemisferin de serbest fonksiyon göstermesi durumunda normal davranış gösterir. Oysa, bazı özel durumlar bir hemisferin öbürünün aldığı stimulusları bilmesini önlediği zaman, belirgin yetersizlikler ortaya çıkar. Böylece bir hasta sol eliyle, sol bacağında stimüle edilen bir noktayı gösterebilir, ama bunu ne sözle, ne de sağ eliyle gösteremez. Konuşma, hesaplama, görme, emosyon, bilinçlilik ve irade üzerinde, değişik şartlar ve yaşlarda, yapılan benzer deneyler, beyin fonksiyonuyla ilgili önemli bir bilgi sağlayabilir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #116
09-02-2007, 01:47:57 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beyin hücreleri sinapslarında iletim
Sinir sistemindeki impulslar, sinapslarda, bir sinir fibrilinden öbürüne geçerler. Sinapslar, bir sinir hücresi aksonunun pre-sinaptik membranı ile, öbür sinir hücresi dendritlerinin post-sinaptik membranı arasında kalan ince boşluklardır. Sinapstaki iletim, aksonun terminal bölümündeki çok küçük vesiküllerden salgılanan nöro-iletici (bkz.) Bir maddeyle gerçekleşir. Bu nöro-ileticiler sinaps boşluğuna yayılarak postsinaptik membranı etkilerler. Eksitasyon yarattıkları zaman, bitişik nöronda impuls oluştururlar; yahut da, inhibisyon yaratarak bitişik nöronda bir impuls olanağını azaltırlar. Hem istemli, hem de otonom sinir sistemlerinin periferik bölümlerinde, nöro-ileticilerin niteliği tanımlanmış olmakla birlikte, beyindeki nitelikleri konusunda daha az bilgi vardır. Birçok yıldır, beyinde kolinerjik iletimin gerçekleşip gerçekleşmediği şüpheliydi, ama bugün hiç değilse korteksin bazı bölümlerinde asetilkolinin (bkz.) bir nöro-iletici olduğuna işaret eden deliller vardır. Hipotalamusda, orta beyinde, pons ve medulla'da noradrenalin (bkz.) mevcudiyeti saptanmıştır ve yoğunluğu nöron aktivitesine göre değişmektedir.Aynı şekilde, nucleus caudatus'da da dopamin (bkz.) bulunmuş olup, ekstrapiramidal motor sistemdeki nöro-ileticilerden biri olduğuna inanılmaktadır. Serotonin (bkz.) (5-hidroksitriptamin) de çeşitli orta beyin lokalizasyonlarında bulunmuştur ve muhtemelen bir nöro-ileticidir. Gamma-aminobutirik asit (GABA) (bkz.) Yalnızca santral sinir sisteminde lokalizedir ve bugün mevcut bilgiler, bu maddenin birçok belli başlı inhibitör ileticilerden biri olduğuna işaret etmektedir.Diğer muhtemel santral nöro-ileticiler arasında glisin ve glutamik asit, P maddesi, histamin ve prostaglandinler gibi birçok amino asit vardır. Bkz. Sinaps-Sinaptik İletim

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #117
09-02-2007, 01:48:19 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beyin metabolizması
Beyindeki metabolik reaksiyonlar kabaca vücuttaki diğer metabolik reaksiyonlara benzer. Ama yalnızca beyinde oluşan reaksiyonlar da vardır. Protein sentezi genel DNA-RNA düzenini izler ve kayda değer bir özellik beyin proteinlerinin dönüşme (ciro) seviyelerinin çok yüksek olmasıdır.Beyin ağırlığının büyük bir oranını çeşitli tipte lipidler oluşturur ve lesitin gibi fosfolipidler özel bir önem taşır. Karbonhidrat metabolizması tamamen glükoza dayanır, çünkü beyinde hiçbir glikojen deposu yoktur. Beyindeki enerji metabolizmasının çoğu, nöronların dinlenme potansiyelini sürdürmeye harcanır, iletici metabolizması tabii ki, çok önemlidir ve bunların sentezi ve yıkımı için gerekli enzimler spesifik nöronlarda bulunur. Santral ileticiler arasında muhtemelen asetilkolin (bkz.), serotonin (bkz.), glütamat (bkz.), GABA bkz.), glisin (bkz.), katekolaminler (bkz.), özellikle noradrenalin (bkz.)ve dopamin (bkz.) ve serebellumda prostaglandinler (bkz.)vardır. Prostaglandinler,beynin başka bölümlerinde de önemli yardımcı rol oynayabilirler. Birçok önemli ilaç bu sistemler üzerinde etkinlik gösterir. Ayrıca, meta bolitlerin membranlardan geçiş mekanizmaları da çok önemlidir. Bunun örnekleri özellikle noradrenalinin, imipramin gibi antidepresanların blokajı üzerine, adrenerjik sinapslardaki akson terminallerine yeniden alımıdır (re-uptake). Beyin fonksiyonunda hormonlar ve vitaminler de önemli bir rol oynar ve bunların fonksiyonlarındaki bozukluklar pellagra (bkz.) demansı, tiroid guddesiyle (bkz.) İlgili psikozlar ve adrenal kortikal hastalıklar gibi psikiyatrik bozukluklara yol açabilir.Beyin fonksiyonu,dağcılık sporu yapanların bildiği gibi, oksijen eksikliğine ve ayrıca elektrolit dengesine karşı da son derece duyarlıdır. GABA gibi bazı bileşikler yalnızca beyinde bulunur. Son zamanlarda, anıların hafızadaki kalıcılıklarının, protein sentezinin devamına bağlı olduğunun ileri sürülmesi, ilginç bir gelişmedir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #118
09-02-2007, 01:48:41 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beyin metabolizmasında amino asitler
Bazı amino asitler, beyinde önemli ikili bir rol oynarlar. Glutamik asit (bkz.) Ve gamma-amino-butirik asit (bkz. GABA) (ve muhtemelen ilgili bazı asitler) beyinde nöroiletici görevi görürler. Çünkü glutamat her zaman nöronlar için uyarıcı, GABA ise inhibitördür. GABA yalnızca beyinde bulunur. Bu iki amino asit, trikarboksilik asit siklusuyla (krebs siklusu) ilgili oldukları için, enerji metabolizmasında da önemli bir rol oynarlar.Alfa keto glutamat'dan süksinat'a, biri doğrudan doğruya, öbürü ise glutamik asit ve GABA yoluyla olmak üzere, iki yol vardır. Glutamik asidin GABA'ya dönüşmesi ve sonra süksinata dönüşmesinde vitamin B6 (piridoksin) bir koenzim olarak rol oynar. Birincisi, yani glutamik dekarboksilaz, piridoksin yetersizliğine karşı çok hassas olup, sonucunda aşırı glutamat ve yetersiz GABA oluşumuna yol açabilir. Piridoksin yetersizliğini izleyen ve özellikle çocuklarda rastlanan epileptik konvülsiyonlar böyle açıklanabilir. Glukoz deposu yetmediğinde, GABA ve glutamat beyin tarafından kullanılır. Hipoglisemik koma sırasında, bu amino asitlerin beyindeki seviyeleri düşmektedir ve seviyedeki farklılaşma ile hasta bu tip komadan uyanır. Glutamat ve GABA aynı zamanda amonyak detoksifikasyonuyla da ilgilidir; glutamat bu proçes sırasında glutamine dönüşür, GABA ise konvülsiyon yaratıcı nitelikler taşıyan gamma-guanidino bütirik aside dönüşür. Beyindeki yüksek amonyak seviyesinin (mesela amonyum tuzlarıyla beslenme sonucunda) niçin konvülsiyonlara yol açtığı böyle açıklanabilir. Beyindeki amino asitler protein yapımıyla da ilgilidir. Bu metabolizmadaki yetersizlik, akıl bozukluğunun önemli bir nedenidir. Fenilketonüri (bkz.) Genetik bir bozukluk sonucu ortaya çıkar ve fenilaninin tirosine dönüşmesini sağlayan enzimin oluşumunda bozukluğa yol açar. Dolayısıyla fenilalanin, toksik bir bileşik olan fenilpiruvik aside dönüşür. Triptofan metabolizmasının ve amino asit iletiminin bozuk olduğu Hartnup hastalığı (bkz.) da başka bir bozukluktur. Triptofanın nikotinik aside normal dönüşümü bloke olur ve sonucunda pellagra ortaya çıkar. «akçaağaç balı» idrar hastalığı (bkz.) Lösin ve isolösin bozukluklarından ötürü olur. Diğer bozukluklar arasında arjino-süksinik asidemi (bkz.) Ve sistationüri (bkz.) Yer alır. (bkz. Akıl hastalığının biokimyasal ve nöro-fizyolojik temelleri ve kalıtsal metabolizma bozuklukları)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #119
09-02-2007, 01:49:02 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beyin monoaminleri
(biojenik aminler ve monoaminler) Serotonin (5HT) (bkz.), histamin ile adrenalin (bkz, ), noradrenalin (NA) (bkz.) Ve dopamin (DA) (bkz.) adlı üç katekolamin beyinde bulunurlar ve iletici fonksiyonu gördüklerine inanılmaktadır. Bu monoaminler kendilerine tekabül eden aminoasitlerden oluşur ve amin oksidaz enzimi aracılığıyla aside metabolize olurlar. Ayrıca bir kısım katekolaminler de katekol-O-metiltransferaz (COMT) enzimi aracılığıyla metadrenalin ve vanilmandelik asit (VMA) gibi bileşiklere metabolize olurlar. Monoaminlerin, ruhsal durum ve davranışın kontrolunda çok önemli fonksiyonlara yardımcı olduklarına inanılmaktadır. Beyin histamini ve adrenalinin fonksiyonları bilinmemektedir. 5HT ve DA ihtiva eden hücreler beyin sapındaki iki çekirdekte toplanmıştır ve buradan, bütün beyne aksonlar gider. Dopamin ihtiva eden hücreler ekstrapiramidal sistem de toplanmıştır. Parkinsonizm bu ileticinin düşük seviyede olmasıyla ilgilidir. Dopamin ayrıca daha kompleks motor sistemlerin kontroluyla ilgilidir. Serotonin ve noradrenalin birçok fonksiyonlarla ilgilidir; meselâ ruhsal durumun (depresyon yaratan amin seviyelerinin düşmesi ile depresyon oluşumu) ve uykunun kontrolü. Serotonin EEG'de yavaş dalga gösteren hafif uykuyu, noradrenalin ise REM'li (hızlı göz hareketleri) uykuyu kontrol etmektedir. Noradrenalin ayrıca öfke reaksiyonları ile iştahın kontrolü ile ilgilidir ve organizmanın olumlu bir stimulus aldığını beyne iletmede aracı olur. Böylelikle, birçok klinik depresyon semptomları — keyifsizlik, iştahsızlık, uyku bozukluğu, zevk alma ve hayata ilgi duyma eksikliği — doğrudan doğruya beyin aminlerindeki bir bozuklukla ilgili olabilir. Bu sistemde depresyon etkisini önleyen ilaçlar şunlardır; monoamin oksidaz inhibitörleri (bkz. , serotonin ve noradrenalin ayrışmasını engeller; trisiklik antidepresanlar (bkz.) Ve amfetaminler, aminlerin pre-sinaptik terminale dönüp depolanmalarını etkileyerek etkilerini güçlendirir. Rauwolfia alkaloidleri (bkz.) Amin depolarını azaltarak depresyona yol açabilir, fenotiazinler (bkz.) Psikozlarda aşırı etkinlik gösterebilen santral noradrenalin sistemlerini inhibe eder.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #120
09-02-2007, 01:49:30 AM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Beyin skanı
Klormerodrin merkür 197 veya 203, sodium perteknetat tc99 ve indium 113m gibi birtakım bileşiklerin intravenöz zerkiyle kan damarlarında bir anormallik olup olmadığı belirlenir. Bu radyoaktif bileşikler kısa ömürlüdür ve bir sodyum iodit (TI) kristalli çizgisel skanner kullanılarak beyinde taranır. Non-merkür bileşikleri, %70-80 kesinlikle, meninjiomalar gibi vaskülarize tümörlerin teşhisinde yardımcı olmalarının yanısıra, serebro-vasküler anormalliklerin ve dura altı hematomalarının gözükmesini de sağlarlar. Cıva bileşikleri sinir hücresine girebilir ve neoplazilerde tutulma artar. Ayrıca, ventrikülleri ve subaraknoid boşluğu gözlemlemek için intratrakeal yoldan teknetium serum albumen verilir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla  Konu Gönder 
Sayfa (7): « İlk < Geri 2 3 4 5 [6] 7 İleri > Son »

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi