Web Ateşi Paylaşım Platformu - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış. Eğlence, Geyik Oyunlar, Komik Resimler, Videolar, Şarkı Sözleri, Slayt Gösterileri, Güncel Haberler, Ders Ödev indir, Sağlık, Oto modifiye Full Oyun
  • AnasayfaProgramEğitim&ÖdevHaberlerOyunlarCepTelWebMasterEğlenceModifiyeYardım
  • VideoDuyurularGüvenlikAşk & SevgiŞiirler & Güzel SözlerScriptlerSağlıkBilim & TeknolojiSpor

Kayıt için işaretleri kaldırmayın
Hızlı Kayıt Ol | Üye Girişi
Kullanıcı Adı Şifre Şifre Tekrarlayın Email Email Tekrarlayın


Web Ateşi Paylaşım Platformu - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış. Eğlence, Geyik Oyunlar, Komik Resimler, Videolar, Şarkı Sözleri, Slayt Gösterileri, Güncel Haberler, Ders Ödev indir, Sağlık, Oto modifiye Full Oyun > SAĞLIK > Psikoloji
...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Kullanıcı Adı:
Parola:
Giriş Yeni Mesajlar Bugünki Mesajlar Arama


Cevapla  Konu Gönder 
Sayfa (7): « İlk < Geri 1 2 [3] 4 5 6 7 İleri > Son »
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm | Önceki | Sonraki
...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Mesaj: #41
04-02-2007, 08:49:05 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Alkolizm
Alkolizm terimi, kronik alkolizmle eş anlamlı olup uzun süreli aşırı içki içilmesine bağlı genel güçsüzlüğü ifade eder. Akut alkolizm veya basit sarhoşluk ise, bilinç ve davranışta önceden belirlenebilen değişmeler yaratan ve doza bağlı bir akut alkol entoksikasyonu durumudur. Başlangıçta beliren aşırı neşe halini, gittikçe artan bilinç, koordinasyon ve motor fonksiyon bozuklukları izler. Yeterince alkol alındığında da uyku, koma ve ölüm baş gösterir. Alkolizm, yani kronik alkolizm ise çok daha geniş kapsamlı bir bozukluk olup, alışanda çok şiddetli sosyal ve psikolojik güçlükler yaratır. Dünya sağlık teşkilâtı alkolik kişiyi şöyle tanımlamaktadır : «alkol alışkanlıkları göze çarpan bir akıl bozukluğu veya bedensel yahut ruhsal sağlıkları, kişisel ilişkileri ve rahat sosyal ve ekonomik fonksiyonları üzerinde bir etki gösterecek dereceye varan veya böyle bir dereceye varacağını işaretleyen birtakım belirtiler gösteren aşırı içki düşkünleri». Dolayısıyla, alkolizm aşırı içkiyi izler; fakat bu durumun bireylere göre çok değiştiği ispatlanmıştır. Önemli nokta, birisinin alkolik olmasının kendisi için aşırı sayılacak miktarda alkol alması demek olduğudur. Tanımlamanın önemli bir yanı ise, «alkol alışkanlığı» dır. Düzenli bir biçimde içki içenlerde psikolojik alkol alışkanlığına çok rastlanmasına rağmen alkolik kişideki psikolojik alışkanlık çok geniş kapsamlıdır ve semptomlara, daha da önemli olarak içki arzusuyla ilgili gittikçe artan bir kontrolsuzluğa yol açar. Fiziksel alkol alışkanlığı hastalığın nispeten ileri safhalarında belirir, ama şiddetli bir alışkanlığa işaret eder. Alkolizm teşhisinde, içkiyi kontrolsüz içme semptomlarının mevcudiyeti çok önemlidir. Bunlar, içilen miktarla ilgili olarak kişinin kendisine ve başkalarına yalan söylemesi, alkol ve alkol tedarikiyle aşırı ilgilenmesi, toplantılardan veya zor durumlardan önce ilâve içki içmesi, sarhoşluk sonrası rahatsızlıklarının işini kaybetmesine yol açması, günün erken saatlerinde içki içmesidir. İçki içmek kontrolsuz hale geldiği anda alışkanlık artar ve yeni semptomlar belirir. Bunlar geçici hafıza boşlukları, ancak ekstra alkol alınarak giderilen sabah titremeleri, mide bulantısı, ayakta dururken güçsüzlük, titreme ve daha ileri fiziksel alışkanlık ve fiziksel komplikasyon belirtileridir. Tek tek belirtilerden çok, zaman, para ve ilgi bakımından hastanın hayatının ne kadarının alkole ayrıldığını, hastadan öğrenmek önemlidir. Jellinek alkolizmin, çeşitli sistemlerin yer aldığı bir hastalık proçesi olduğu düşüncesine dayanarak bir alkolizm sınıflandırması önerdi. Ayrıca etyolojinin, her alkoliğin alkol alma tablosuna göre değiştiğini ileri sürdü. Jellinek'in sınıflandırmasına göre alfa alkolizm, «bedensel veya emosyonel bir acıyı giderme amacına yönelmiş tamamen psikolojik ve sürekli bir alışkanlık» tır. Alfa alkolizmin kontrolsüzluğa yol açmadığı söylenmektedir. Beta alkolizm, , siroz ve polinevrit gibi organik komplikasyonlar mevcut olduğu zaman, fakat ya fizik ya da psikolojik alışkanlık biçiminde başgösterir. Gama alkolizmin karakteristikleri, hücre değişimiyle alkole toleransın gittikçe artması, abstinans sendromları, alkol özlemi ve içilen miktarla ilgili şiddetli bir kontrolsüzlüktür. Bu, adamakıllı ileri ve en zararlı alkolizm türüdür ve anglosakson ülkelerde en çok bu tip alkolizme rastlanır, Delta alkolizm, gama türüne benzer, fakat kontrolsüzlük bir yana, alkolik birkaç gün için bile alkol almasa, derhal abstinans semptomları belirir. İpsilon alkolizm episodik aşırı içki içme, yani dipsomanidir (bkz.). Jellinek'in yaptığı sınıflandırmaya başvurulsun veya vurulmasın, asıl sorun alkol kullandığı saptanan bir kimsede alışkanlık olup olmadığını, daha da önemlisi içilen miktarda kontrolün kaybedilip kaybedilmediğini anlamaktır. Alkolizm teşhisi koymanın önemi üzerinde fazla durulmamaktadır. Aslında yetenekli olan birçok doktorların dahi gözden kaçırdığı bir bozukluktur. Bunun nedeni, bazı doktorların alkolizmi bir hastalık olarak kabul etmemeleri değil, ahlaksal ve sosyal «yüzkarası» düşüncesinin teşhisi gölgelemesidir. Alkolizmin yaygınlığını tahmin etmek zordur, alkolik siroz hastalığından ölenlerin sayısına dayanan Jellinek formülü (bkz.), sık sık başvurulmasına rağmen, birçoklarına göre gerçek yaygınlığın altında bir tahmin sağlamaktadır. Dünya Sağlık Teşkilâtı, Jellinek formülünü kullanarak, İngiltere ve Gal bölgesindeki alkolik sayısını 400,000 - 500, 000 olarak tahmin etmektedir. Doğru rakamlar kaç olursa olsun, alkolizm problemi büyüktür ve kamu sağlığının önemli bir cephesidir. Alkolizmin etyolojisinde birçok faktör yer alır. Alkolizmle ilgili tek faktör ileri süren teoriler, mevcut durumları açıklamamaktadır. Kadınlara kıyasla, erkeklerde alkolizme daha çok rastlanır (5:1 oranında) ve çoğunlukla orta yaşa özgü bir bozukluktur. Aşırı içki içenler, çoğunlukla aşırı içki içen ailelerden gelirler. Alkoliklerin çocukları alkolik olmayan ebeveynlerin çocuklarından daha fazla alkolizme yatkındırlar. Kalıtımın büyük rol oynadığı görülmemişse bile, etkisi olabilir; gene de, şimdiye kadar aile katkısının daha önemli olduğu anlaşılmıştır. Bazı ırklarla alkolizm arasında belirgin kültürel ve ırksal bağlar vardır. İrlanda' lılar çok yatkın, Musevi ve Müslümanlarsa hemen hemen hiç yatkın değildirler. Alkolizmin yaygınlığı ülkelere göre çok değişmektedir. Fransa ve İtalya'da aynı kapasitede şarap imal sanayileri olmasına rağmen, İtalya'da alkolizm sorunu, Fransa'ya kıyasla çok azdır. Bunun nedeni içki içme âdetlerine yüklenebilir, çünkü İtalya'da alkol yemekte içilirken, Fransa'da böyle değildir. Alkolizmin komplikasyonları geniş kapsamlıdır. Alkoliğin diabetik olması, pankreatit belirmesi ve çok sigara içtiği için bronşit olması ihtimali, alkol kullanmayana nispetle daha yüksektir. Alkolizme bağlı, açıkça tanımlanabilen birkaç psikiyatrik sendrom vardır. Düzensiz ve şaşkın bir aşırı faaliyet durumu olan delirium tremens çoğu zaman uzun süreli bir içki içme dönemini izler ve bu sendromlar arasında en çok rastlanılanı budur. Wernicke ansefalopatisi (bkz.) ve Korsakoff psikozu (bkz.), alkolizmde ortaya çıkan vitamin yetersizliğinin birer sonucudur. Wernicke ansefalopatisinde okülomotor paralizleri ve konfüzyon durumu vardır. Korsakoff psikozunun başlıca belirtileri yer ve zaman bakımından şiddetli oryantasyon bozukluğu, yakın geçmişle ilgili amnezi ve konfabülasyona yatkınlıktır (ayrıca alkolik periferal nöropatinin de buna bağlı olduğu düşünülmektedir). Alkolik hallüsinoz, bazı alkoliklerde görülen ve tam bir bilinçlilik sırasında paranoid karakterli işitme hallüsinasyonlarıyla beliren, ender rastlanan bir psikozdur. Bu psikozun nedeni uzun süreli alkol kullanımıdır. Alkol bırakılınca hallüsinoz da geçer. Alkoliklerde paranoid durumlar (bkz.) Baş gösterir. Bu durumlarda cinsel kıskançlıkla ilgili delüzyonlara çok rastlanır ve nedenleri alkolikteki cinsel kudretin azalması olabilir. Marchiafavas hastalığı (bkz.) hızla ilerleyen ve öldürücü bir alkol entoksikasyonu biçimi olup korpus kallosumun iç yanındaki miyelin tabakası zarara uğrar. Alkolik demans, alkole özgü bir demans olup bütün diğer demanslar gibi ilerleyici ve düzeltilemez zekâ bozukluğu karakteristikleri gösterir. Alkolik hastanın tedavisine, teşhis yapılır yapılmaz başlanır. Doktor alkolizm teşhisi koyduğu zaman, alkol kullanımının kesin olarak bırakılmasını hedef alan bir tedavi programı uygulamalıdır. İlk adım, mevcut herhangi bir fiziksel veya psikiyatrik komplikasyonu tedavi etmek amacıyla, hastanın fiziksel ve mental durumunu iyice incelemektir. Ayrıca karaciğer fonksiyon bozukluğu, vitamin yetersizliği, diabet ve kronik bronşit gibi, tedavisi ve iyileşmesi mümkün durumların değerlendirilmesi ve tedavisi için hastayı hastahaneye yatırmak gerekebilir. Yukarda söz edilen spesifik psikiyatrik sendromlar da hastahane tedavisi gerektirir. Fiziksel ve psikolojik olan bu komplikasyonlara ender rastlanır ve mevcut olmamaları teşhisi engellememelidir, çünkü alkolizmin ileri safhalarında rastlanan durumlardır. Değerlendirme yapıldıktan ve «kandaki alkol temizlendikten» sonra, alkol almamayı destekleyecek yöntemler bulmak gereklidir. Psikiyatrik bir hastalıkta, meselâ depresyona sekonder olan alkolizmde, depresyon tedavisi sonucunda, alkol alışkanlığının da giderileceği beklenir. Halbuki böyle olmaz. Çoğu zaman «semptomatik» görünen alkolizm, böyle değildir; yahut da, başlangıçta böyle olsa bile, alkol alışkanlığı tek başına gelişmiştir. Bu yüzden, pratikte alkolizmin tedavisi, kronik ve nüksedici bir bozukluğun tedavisidir. Birçok durumlarda, alkolizm kişilik bozukluğuna bağlanabilir, fakat bütün alkolizm vak'alarını bununla açıklamak, «kişilik bozukluğu» teriminin kapsamını anlamsız bir dereceye kadar genişletmek demektir. Geleneksel tek ve grup psikoterapisinin alkolizmde fazla yararı yoktur. Sedatiflerden kaçınmalı, trankilizanları ise ancak alkol bırakıldıktan sonra uygulamalıdır. Eğer depresyon mevcutsa antidepresanlar kullanılmalıdır. Hastanın intihara girişmesi ihtimali daima göz önünde bulundurulmalıdır. Alkolikler intihara, alkolik olmayanlardan daha yatkındır. Şayet hasta, hastahaneye kabulde uygulanan kriterlere uygunsa, birtakım ihtisas hastahanelerinde tedavisi yararlı olur. Bu gibi hastahanelerin birçoğunda motivasyonu (= bu konudaki isteği ya da dürtüsü) kuvvetli hastalar, hangi özel teknik uygulanırsa uygulansın, olumlu, iyimser ve etkin bir grup atmosferine cevap verirler, fakat alkoliklerin çoğunluğunda motivasyon zayıftır. Bunlarda alkolizmin nüksetme nispeti de yüksek olur. Bu yüzden, disulfuram gibi farmakolojik çarelere başvurulur. Eğer hasta alkol alırsa, bu ilaçlar alkole karşı tiksinti yaratırlar. Böyle ilaçlar ancak her çare denendikten sonra tatbik edilmelidirler. Bütün alkoliklere verilmelerinde bir sakınca yoktur. Alkoliklere, Anonim Alkolikler gibi kurumlara (veya meselâ Yeşilay) üye olmaları tavsiye edilmelidir. Amerika'da, iki eski alkolik tarafından kurulan bu teşkilât, çok sayıda alkoliğe belki de «resmi» tedavi merkezlerinden çok daha yardımcı olmuştur. Bu kuruluşta tedavi, kendi-kendine yardım ve alkolizmi bir hastalık olarak kabul etme esasına dayanır. Bir AA üyesi her zaman öbür üyelerin yardımını isteyebilir ve AA toplantılarında grup ruhu, bağlılık, kendini tanıma ve ortak bir sorun karşısında gösterilen ortak bir yardım anlayışı birleşir. Alkolik bir hastanın tedavisiyle ilgili olarak, genel bir açıklamada bulunmak gerekirse, her alkoliğin uzun süreli bir problem arz ettiği ve daha özel (esoterik) yöntemlerin denenmesinin yanısıra, temel tedavinin sürekli takviyeyle sağlandığı söylenebilir. Devamlı mahkûm olan ve «toplumdışı» kalan, suç işleme alışkanlığı olan alkoliklerin tedavi edilemeyeceklerine inananlar çoktur. Ama deneyler aşırı toplumdışı kalanların bile, iyi yönetilen bir ortamda ıslâh edilebileceklerini göstermiştir

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #42
04-02-2007, 08:49:27 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Allerji
Bir veya birden fazla etkene karşı aşırı duyarlık (hipersansitivite) ; dermatolojik, respiratuar veya gastroentestinal bozukluklar, migren yahut allerjik nezle olarak beliren allerjik bir tepkiye yol açabilir. Allerji ile emosyon arasındaki ilişki karmaşıktır; şiddetli emosyonel stress (bkz.) belli bir allergen maddenin yarattığı tepkiye yol açabilir veya bu allergenin etkisini arttırabilir. Astım (bkz.) nöbetleri yalnızca allergenlerin veya yalnızca psikolojik faktörlerin etkisi olabileceği gibi, her ikisinin birleşik etkileri de olabilir. Yakın zamanlarda belirgin bir allerji vakası gösteren astımlılarda immun-globulin (IgE) seviyesinin arttığı bulunmuş ve bu sayede bağışıklık mekanizmalarının tanımlanması kolaylaşmıştır. Hafif veya orta derecede şiddetli nöbetler geçiren, labil astımlı çocuklarda, immunosüpressif bir ilaç olan disodyum kromoglikat'ın uygulanmasının tedavide önemli ilerlemeler kaydettirdiği görülmüştür. Bununla birlikte, allergen kökenli nöbetler geçiren bazı çocuklara uygulanan psikoterapötik müdahale sonucunda da emosyonel gerginlikte azalma görülmüş, fakat allerjik duyarlık hiç değişmemiştir. Allerjik bozuklukların tedavisinde çoğu zaman antihistaminikler veya steroid'ler kullanılır, fakat bazı hastalarda psikoterapi veya trankilizanlar aracıyla emosyonel stress'in azaltılması önemli bir rol oynayabilir. (bkz. Psikosomatik bozukluklar)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #43
04-02-2007, 08:50:11 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Alloerotik
Erotik eğilimleri kendinden uzaklaştırarak başkalarına yöneltmek. Otoerotiğin (bkz.) karşıtı

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #44
04-02-2007, 08:51:06 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Alzheimer hastalığı
(alzheimer presenil demansı) Presenil demanslar (bkz.) arasında en çok rastlananı budur. Hiç değilse, bunun bazı şekilleri senil demansla (bkz.) ilgili olabilir. Vakaların %15'inde bir aile etkisi bulunur; kalıtım çok faktörlü veya bazı ailelerde dominan olarak belirebilir. Çoğunlukla 50 yaşlarında başlar. Süresi ortalama olarak yedi yıldır, fakat değişebilir. İlk semptomu hafıza bozukluğudur. Lobus parietalis bozuklukları, yerle ilgili oryantasyon bozukluğu, yürüyüşte bozuklukla birlikte kas tonüsünde değişme, yüzde parezi ve erken bir konuşma bozukluğu oldukça tipik belirtilerdir. Vakaların %30'unda nöbetler olur. Zorlama gülme ve ağlama, zorlama soluk kesilmesi, bir emme refleksi, kontraktürler ve yatak yaraları ile tezahür eden demans, ilerleyici ve sonunda şiddetlidir. Lobus frontalis ve temporoparietalis'i etkileyen serebral atrofi vardır. Kan damarları ve diğer organlar normal olmakla birlikte, beden kaşektiktir. Histolojik bulgular arasında geniş çapta hücre kaybı, glial proliferasyon, senil plak formasyonu, daha çok kortikal nöronlarda ve bazan da bazal ganglion'ların sinir hücrelerinde norofibriler bozukluklar vardır. Bu değişimler, çok karakteristik olmalarına ve biopsi ile teşhisi kolaylaştırmalarına rağmen, spesifik değişimler değildirler. Bazılarına, hattâ hepsine down sendromunda (bkz.), sürekli kafa travmasında (boksörlerdeki ansefalopati), postansefalitik Parkinsonizm'de ve kas atrofisi gösteren lateral sklerozda da rastlanabilir. Senil demans'da da aynı değişimler ortaya çıkar. Denetim ve trankilizasyon, beslenme, meşguliyet, idman ve genel bakım çerçevesi içinde tedavi uygulanır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #45
04-02-2007, 08:51:32 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Ambivalans
Bir insan veya durumla ilgili olarak zıt duyguların, fikirlerin ve dileklerin birlikte mevcudiyeti anlamına gelir. Duygusal (affektif) ambivalans çoğu zaman aynı insana kargı hem olumlu, hem olumsuz duygular gösteren manikdepressif hastaların bir karakteristiğidir. Obsessif kompulsif nevroz hastaları da düşünce ve duygu bakımından ambivalans gösterirler. Şizofrenide ise, ambivalans daha derin bir karışıklık gösterir; zıt duygu ve düşünceler aynı zamanda mevcuttur; meselâ hasta doktorunun kendisine âşık olduğunu söylerken, kendisini öldürmeye kalktığını da iddia eder

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #46
04-02-2007, 08:52:07 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Ameliyat sonrası psikozları
Bin altı yüz ameliyatta bir oranında, ameliyat sonrası psikozlarına rastlanır. Bu insidans ameliyat yerine, hastanın yaşına, beslenmesine ve genel durumuna göre değişir. Müdahaleyi psikiyatrik bozukluğun izlediği ameliyatlar arasında katarakt, peptik ülser ve kardiak hastalık ameliyatları vardır. Konfüzyon durumları kadar, depressif ve paranoid reaksiyonlar da sık görülür. Hastayla ameliyat öncesinde tartışma, genel durumuyla ilgili açıklayıcı bir bilgi ve örneğin göz ameliyatlarında özel bir ilgi gösterme yoluyla bu risk azaltılabilir. Tedavi teşhise göre değişir, ama hastada aşırı sedasyon sağlamamaya dikkat edilmelidir. Bkz. Akıl bozukluklarına yol açan organik hastalıklar

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #47
04-02-2007, 09:43:57 PM
.:Eylül:.
Üye


Mesajlar: 239
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 0
Açtigi Toplam Konu: 56
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
teşekkürler çok uzun bir çalışma olmuş emeğine sağlık
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #48
04-02-2007, 10:48:54 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
saol ama daha bitmedi Sevinçli

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #49
04-02-2007, 10:55:14 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Ameliyat sonrası psikozları
Bin altı yüz ameliyatta bir oranında, ameliyat sonrası psikozlarına rastlanır. Bu insidans ameliyat yerine, hastanın yaşına, beslenmesine ve genel durumuna göre değişir. Müdahaleyi psikiyatrik bozukluğun izlediği ameliyatlar arasında katarakt, peptik ülser ve kardiak hastalık ameliyatları vardır. Konfüzyon durumları kadar, depressif ve paranoid reaksiyonlar da sık görülür. Hastayla ameliyat öncesinde tartışma, genel durumuyla ilgili açıklayıcı bir bilgi ve örneğin göz ameliyatlarında özel bir ilgi gösterme yoluyla bu risk azaltılabilir. Tedavi teşhise göre değişir, ama hastada aşırı sedasyon sağlamamaya dikkat edilmelidir. Bkz. Akıl bozukluklarına yol açan organik hastalıklar

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #50
04-02-2007, 10:55:39 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Amenore
Adetin 18 yaşından sonra başlaması durumunda primer amenore teşhisi konur. Bazı vakalarda şiddetli bir emosyonel travma sözkonusudur ve ilerde spontan bir âdet başlangıcı beklenir. Puberteden önce başlayan anoreksia nervosa'da da (bkz. Anoreksi) primer amenore görülür. Sekonder amenore ise, daha önce başlamış bulunan âdetin birdenbire kesilmesidir. Geçici amenore'nin en çok rastlanılan nedeni psikolojik bozukluktur. Genç kadınların, hastabakıcılık eğitimine başlamaları veya silâhlı kuvvetlere katılmaları gibi, yeni bir ortama uymaya çalıştıkları zaman çok görülür. Geçici amenorenin en bilinen nedenlerinden biri de gebelik korkusudur. Psikojenik amenorenin, hıpofizin gonadotropin salgılamamasından ötürü olduğuna inanılmaktadır. Çoğu zaman kendiliğinden geçer ve hastayı iknadan başka hiçbir tedavi gerekmez, Amenore, gerçek psikiyatrik hastalığın bir semptomu olabilir. Nevroz ve duygu (affekt) bozukluklarında âdet düzensizliğine çok rastlanır, fakat sürekli amenoreye, şizofreni dışında, pek rastlanmaz. Birtakım psikotropik ilaçların da âdet düzenini etkileyebilecekleri unutulmamalıdır. Anoreksia nervosa'da amenore önemli bir özelliktir ve çoğu zaman kilo kaybından önce olur. Bazan yeniden kilo alındığında âdet gene başlar, fakat bazı hastalarda sürekli amenoreye de rastlanmaktadır. Psikiyatrik hastalıkta, psikiyatrik semptomların giderilmesinden sonra amenore durumu düzelir. Psikiyatrik iyileşmeden sonra gene devam ederse, siklik hormon tedavisi veya klomifenle âdet yeniden başlatılabilir. Böyle bir tedavi ancak bir jinekolog veya endokrinologun denetimi altında uygulanmalıdır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #51
04-02-2007, 10:56:14 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Amfetaminler
Amfetamin, adrenaline benzeyen bir feniletilamin türevidir. Benzamfetamin ve metamfetaminin daha önemli bir yer tuttuğu bir sınıf bileşiğin prototipidir. Amfetamin rasemik bir bileşik olup pratikte polarize ışığı sağa çeviren bileşiği kullanılır. Amfetaminler retiküler aktivasyon sistemini (bkz.) Stimüle eder; uyanıklık ve canlılık üzerindeki etkilerin temeli bu stimülasyondur. Yorgunlukla bozulan performans çoğu zaman giderilir; normal performans güçlenmiş gibi gözükür. Bununla birlikte, performansın gerçekten düzelip düzelmediği konusundaki bulgular yetersizdir. Bu hem psikolojik, hem de fizik performansı kapsar. Genel bir uyanıklık göze çarpar. Ruhsal durum düzelerek öfori meydana gelir, fakat ilacın etkisi geçince nahoş çöküntü duygulan ortaya çıkar. Bu çöküntünün yarattığı rahatsızlığın çabucak giderilmesi için başvurulan daha yüksek dozaj, alışkanlığa ve ilacın suistimaline yol açar. Psikiyatriyle ilgili olarak, birkaç ilaç arasında karşılıklı etkisi vardır. Trisiklik antidepresanlar ve monoamin oksidaz inhibitörleri amfetamin'in etkisini arttırır. Hafif hipnotik dozda barbitüratlar ise karşı tesir gösterir. Amfetaminin uyarıcı etkisinden kaçınmak için amfetamin barbitürat karışımları geniş çapta kullanılmış, fakat bu gibi karışımlar iki ilacın sinerjistik etkilerini meydana çıkarmıştır. Bu gibi karışımların, yalnızca amfetaminlerin kullanılmasına kıyasla bir yararları yoktur ve her ikisinin de alışkanlığı yaygın olduğu için bunlardan kaçınmak daha doğru olur. Amfetaminler depresyon için etkin terapötik ilâçlar değildir. Psikonörotik ve astenik durumlarda kullanılmalarına rağmen etkili olup olmadıkları tartışılabilir. Bu grup hastalarda alışkanlık tehlikesi büyük olduğu için amfetaminler kontrendikedir. Bununla birlikte, agressif psikopatik kişilik bozuklukları gösteren bazı hastalara faydalı olduğu düşünülmüştür. Obezite tedavisinde, anorektik olarak amfetamin verilmesi çok yaygındır; bu hususta faydalı olabilmesine rağmen, sonucunda karşımıza amfetamine alışmış bir yığın orta yaşlı ve şişman ev hanımı çıkmaktadır. Amfetaminler bazı organik durumların tedavisinde faydalı olmaktadır. Bunlar arasında narkolepsi, bazı epilepsi tipleri, postansefalitik parkinsonizm ve hiç umulmadığı halde, çocuklarda hiperkinetik aşırı faaliyet (hiperaktivite) sendromu vardır. Geceleri idrar tutamama (noktürnal enürez) durumlarında amfetamin tedavisi uygulanmıştır; bunun nedeni, hastanın uykusu hafif olursa uyanıp bu durumu gidereceği düşüncesidir. Amfetaminlerin alışkanlık tehlikesi büyük olduğu için, kullanılmaları da dikkatle sınırlandırılmalıdır. Daha az önemli yan etkileri stimülasyon etkileri olup bunlar arasında uykusuzluk, anksiete, ağız kuruması, titreme, çarpıntı, sinirlilik, başağrısı, iktidarsızlık ve iştahsızlık vardır. Hiç şüphesiz, en ciddi iki kötü etkisi, alışkanlığa ve paranoid şizofreniden ayırdedilemeyen psikotik bir hastalığa yol açmasıdır. Neyse ki, ilacın yarattığı psikoz, amfetamin bırakıldığı zaman kaybolur. Günümüzde tıp, verilen reçetelerde amfetaminden kaçınmayı yeğlemektedir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #52
04-02-2007, 10:57:09 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Amigdala
Lobus temporalis'in içinde bulunan bir nukleus. Limbik sistemin (bkz.) unsurlarından biridir. Dolayısıyla, emosyonel cevaplarda aracılık yapar. Hayvanlarda amigdala stimülasyonu, saldırgan çeşitten bir tepkiye yol açar (hırlama, tüy kabarması, vs.) Saldırgan öfke gösteren hastalara uygulanan amigdalektomi iyi sonuçlar sağlamıştır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #53
04-02-2007, 10:57:57 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Aminler
Psikiyatristlerin ilgilendikleri başlıca aminler katekolaminler (bkz.) [dopamin (bkz.), noradrenalin (bkz.) ve adrenalin (bkz.)], serotonin (bkz.) Histamin ve spermin ile spermidin adlı poliaminlerdir. Dopamin, ekstrapiramidal sistemde önemli bir ileticidir ve parkinsonizm, dopamin ihtiva eden nöronların dejenerasyonuyla ilgili görülmektedir. Dopamin sistemindeki aşırı faaliyetin davranış bozukluklarına yol açtığına ve buna şizofrenide (bkz.) rastlandığına dair deliller vardır, noradrenalin, post-ganglionik adrenerjik sinirlerin ileticisidir ve muhtemelen beyinde de bulunmaktadır. Periferide, özellikle alfa reseptörlerini stimüle ederek kan basıncını yükseltir ve periferik vasküler direnci arttırır. Beyinde ise kan dolaşımı azalır. Beyinde noradrenalin, muhtemelen ruhsal durum, öğrenme reaksiyonları ve ödül sistemlerinin temelindeki mekanizmalarla ilgilidir. Adrenerjik sinapsta, ATP ile bir kompleks halinde veziküllerde depo edilip eksositozla salınır. Reseptördeki faaliyetinin sona ermesi, presinaptik terminale yeniden alımına (re-uptake) bağlıdır. Kokain, amfetamin ve imipramin gibi ilaçlar reuptake blokajı yaparak reseptörlerdeki serbest amin seviyesini arttırırlar. Uyarıcı etkileri böyle açıklanabilir. Monoamin oksidaz inhibitörlerinin de, ana enzim olan monoamin oksidazı bloke edip beyindeki serbest noradrenalin seviyesini yükselterek uyarıcı etki gösterdiği düşünülmektedir, öte yandan reserpin, hem katekolamin, hem de serotonin depolarını boşaltır. Reserpinin yarattığı klinik depresyonun nedeni bu olabilir. Noradrenalin metabolizmasıyla ilgili ikinci enzim de katekol-O-metil transferaz olup, noradrenalini O-metilize ederek normetadrenalin ve vanilmandelik aside dönüştürür. Bu enzimin inhibisyonu esasına dayanan bir terapi henüz tarif edilmemiştir. Adrenal medulla'dan salgılanan başlıca hormon adrenalindir, fakat beyinde çok az bir rol oynar. Serotonin (5-HT), periferik ve santral sinir sistemlerinde nöronal bir ileticidir. Tıpkı noradrenalin gibi, antidepresan ilaçların etkisine uğrar. Beyindeki serotonin sistemleri muhtemelen algı, ruhsal durum, uyku, düşünce ve davranışın kontroluyla ilgilidir. Beyin serotonin mekanizmalarının, östrus'daki hipofiz fonksiyonu, ovülasyon ve ACTH salgısını düzenleyen hipotalamik mekanizmalarla ilgili olduğu düşünülmektedir. LSD ve meskalin gibi hallüsinojenik ilaçlar santral serotonin sinapslarının spesifik blokörleridir ve bunların çoğu serotonin'in kimyasal benzerleridir (meselâ dimetiltriptamin, psilosibin ve LSD). Rauwolfia alkaloidleri, meselâ reserpin, beyindeki serotonin seviyesini düşürür. Serotonin, migrenle de ilgili olabilir. Metiserjid adlı terapötik bileşik 5-HT'nin blokörüdür. Muhtemelen bir santral sinir sistemi ileticisi olmasına rağmen beyin histamininin fonksiyonları hakkında çok az bilgi vardır. Antihistaminikler uyku hali verdiğine göre, uyanıklık fonksiyonlarıyla ilgili olabilir. Spermin ve spermidin adlı poliaminler hakkında ise çok daha az bilgi vardır; halihazırda bunların bilinen başlıca fonksiyonları nükleik asit aracıyla proteinlerin sentezidir. Beyin fonksiyonunda önemli bir rol oynamaları mümkündür. Bazı hastalıklar, beyin histamini ve poliamin bozukluklarıyla ilgili olabilir, (bkz. Monoaminler, genel tanımlama için akıl hastalığının biokimyasal ve nörofizyolojik temelleri'ne bkz.)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #54
04-02-2007, 10:58:18 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Amin-Oksidaz Inhibitörleri
Bkz. Monoamin oksidaz inhibitörleri.



Amnezi
Hafıza (bkz.) kaybı, organik veya fonksiyonel akıl tepkileri gösteren hastalarda görülür. «Retrograd amnezi» (bkz.) Hastalığın yahut travmatik olayın başlangıcından önceki olaylarla; «Anterograd amnezi» (bkz.) ise sonraki olaylarla ilgilidir. Hafıza projesinde kayıt, saklama ve hatırlama gibi işlemler vardır. Delirium gibi psikozlarda—meselâ ajite depresyonda—ve diğer dikkat bozukluklarında, dikkatsizlik kayıt işlemine engel olabilir. Enfeksiyon, neoplazi veya dejenerasyondan ötürü olan organik beyin hastalıklarında, kısa süre önceki hafıza kayıtları, uzun süre önceki hafıza kayıtlarına kıyasla daha çok etkilenir. Hasta çocukluğunu ve hayatının daha erken dönemlerini hatırlayabilir, ama test amacıyla uydurulan adlar ve adresler gibi, daha yakın zamana ait olayları ve yeni bilgileri hatırlayamaz. Hastanın, tümüyle bütün hayatını, hattâ kendi adını bile psikolojik baskı mekanizması (represyon) dolayısıyla unuttuğu histerik amnezide, mali veya hukuki bir akut stress durumunda hatırlama işlemi etki görür. Muhtemelen hipnotik veya kimyasal zorlamayla yapılan telkin sonucunda yaşantı çoğu zaman büyük bir emosyonel gösteriyle hatırlanır — abreaksiyon (bkz.).

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #55
04-02-2007, 10:58:42 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Amnezik sendrom
Bkz. Korsakoff sendromu


Amorotik familyal idiosi
Amorotik familyal zekâ geriliği santral sinir sistemiyle ilgili ilerleyici bir bozukluk olup şiddetli bir zekâ geriliğine ve eğer erken yaşlarda başlamışsa, erken ölüme yol açan bir akıl bozukluğudur. Resessif olan kalıtsal bir özelliktir ve başlıca patolojik etkisi lipid metabolizması bozukluğudur. Başladığı yaşa göre değişen birçok şekilleri vardır, ama bunlardan bazıları ayrı birer hastalık olarak nitelendirilmelidir: (a) doğuştan (konjenital); (b) enfantil veya Tay-Sachs hastalığı (bkz.); © daha büyük çocuklarda Bielchowsky-Jansky hastalığı (bkz.); (d) jüvenil veya Spielmeyer-Vogt hastalığı ve (e) adült tip veya Kufs hastalığı Körlük ve maküla bölgesinde retinal dejenerasyon karakteristiktir. Bazı vakalarda, retinoskopi maküla bölgesinde kiraz kırmızısı bir leke gösterir. (bkz. Kalıtsal metabolizma bozuklukları)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #56
04-02-2007, 10:59:09 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Anaklitik
Bu terim, başkalarına duyulan bağımlılıkla nitelenen ilişkiler için kullanılır. Başlangıçta, çocuk annesine veya anne saydığı kişiye karşı bu tutumu gösterir. Bazı kimseler ise hayatları boyunca bu pasif, bağımlı ve olgunlaşmamış tutumu sürdürürler. Anneden veya anne yerine geçen kadından birdenbire ayrılan çocuklarda anaklitik depresyon görülebilir. Akut fiziksel, sosyal ve entellektüel gelişim bozukluğuna rastlanır. Çocukların «başarısızlık» gösterme durumlarında bu bozukluk göz önünde bulundurulmalıdır. Anaklitik terapide hastanın bağımlılık ihtiyacının tümü karşılanarak, doktorla hasta arasında yoğun bir ilişki kurulduktan sonra bu ilişki terapötik yönde kullanılır. (bkz, çocuk psikiyatrisi)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #57
04-02-2007, 10:59:37 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Analeptik ilaçlar
Konvülsan ilaçların psikiyatride kullanımı sınırlı kalmıştır. Bazan akıl hastalıklarının tedavisinde konvülsiyonlar (ihtilâçlar) yaratmak için, elektropleksinin yerine kullanılmışlardır. Bu amaçla kâfur, pikrotoksin ve leptazola başvurulmuştur, fakat son yıllarda flurotil ve pentilenetetrazol (pentetrazol) hepsinin yerini almıştır. Pentetrazol, etkin bir çare olmasına rağmen, hastada şiddetli korku duyguları yaratır. Flurotil'in bu sakıncası yoktur ve daha az konfüzyon ve hafıza bozukluğu yaratması dolayısıyla elektropleksiden daha üstün olduğu ileri sürülmüştür. Parenteral veya solunum yoluyla verilen eterik bir maddedir, vücutta değişime uğramaz ve yine solunum yoluyla atılır. Bu geniş yararlarına rağmen, kimyasal yolla sağlanan konvülsiyon terapisi fazla başarılı olmamıştır. Amifenazol, bemegrid ve etimivan gibi analeptik bileşikler barbitürat entoksikasyonu tedavisinde kullanılmıştır. Oysa bunlar gerçek barbitürat antagonistleri değildir ve çözdüklerinden daha fazla sorunlar doğururlar. Modern tıp, diüretik tekniklere başvurmuştur, çünkü toksik maddelerin vücuttan atılmasını çabuklaştırmak daha faydalı bir yoldur.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #58
04-02-2007, 10:59:51 PM
admin
SİTE KURUCUSU
*******


Mesajlar: 35,469
Grup Forum Sahibi
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 15
Açtigi Toplam Konu: 31496
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
heeyt be kardeşim kim tutar seni
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #59
04-02-2007, 11:00:06 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Anal erotizm
Anal erotizm safhası, oral safhayı izler ve genital safhadan önce gelir. Çocuğun dışkısını tutmak veya atmakla ilgilendiği zamanlarda, vücudundaki sfinkter kasları kontrol etmekten zevk aldığı bir otoerotizm bkz. safhasıdır. Ebeveynden gelen isteklere göre veya kızgınlık, inat ve meydan okuma gibi duyguları ifade için dışkı tutulur veya atılır. Obsesyonlu kimsenin bu anal safhada kaldığı düşünülmektedir; gösterdiği sertlik, düzenlilik ve dakiklik, akıl gelişmesinin bu safhasındaki çatışmalara bir cevap olarak yorumlanmaktadır. (bkz. Freud)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #60
04-02-2007, 11:00:45 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
kimse tutamaz adminimSevinçli

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla  Konu Gönder 
Sayfa (7): « İlk < Geri 1 2 [3] 4 5 6 7 İleri > Son »

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi