Web Ateşi Paylaşım Platformu - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış. Eğlence, Geyik Oyunlar, Komik Resimler, Videolar, Şarkı Sözleri, Slayt Gösterileri, Güncel Haberler, Ders Ödev indir, Sağlık, Oto modifiye Full Oyun
  • AnasayfaProgramEğitim&ÖdevHaberlerOyunlarCepTelWebMasterEğlenceModifiyeYardım
  • VideoDuyurularGüvenlikAşk & SevgiŞiirler & Güzel SözlerScriptlerSağlıkBilim & TeknolojiSpor

Kayıt için işaretleri kaldırmayın
Hızlı Kayıt Ol | Üye Girişi
Kullanıcı Adı Şifre Şifre Tekrarlayın Email Email Tekrarlayın


Web Ateşi Paylaşım Platformu - aytug akdogan ödüllü 1. seo yarışması ve yurtta barış dünyada barış. Eğlence, Geyik Oyunlar, Komik Resimler, Videolar, Şarkı Sözleri, Slayt Gösterileri, Güncel Haberler, Ders Ödev indir, Sağlık, Oto modifiye Full Oyun > SAĞLIK > Psikoloji
...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Kullanıcı Adı:
Parola:
Giriş Yeni Mesajlar Bugünki Mesajlar Arama


Cevapla  Konu Gönder 
Sayfa (7): « İlk < Geri 1 [2] 3 4 5 6 İleri > Son »
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm | Önceki | Sonraki
...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Mesaj: #21
04-02-2007, 08:40:42 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Aile
Son elli yıl içinde yürütülen sayısız sosyo-psikolojik aile incelemeleri konusunda gelişigüzel bir bilgiden daha fazlasını edinmiş kaç aile hekimi vardır? Oysa tıbbın anlaşılması için nasıl anatomi ve fizyoloji bilgisi şartsa, aile kurumunun anlaşılması için de bu incelemeler şart olmuştur. Aile birkaç sistemin bir bütün halinde oluşturduğu sosyal bir yapının bir bölümüdür: evlilik, aile, akrabalık, din, ahlâk, ekonomi, vs. Bu karmaşık yapının bir bolümü olan aile de birkaç öğeden oluşur. Bunlardan birincisi, ailenin çekirdek birimidir. Bu birim, toplumca onaylanan bir cinsel ilişki kuran ayrı cinsiyetli iki yetişkinden ve bu birleşme sonucu dünyaya gelen yahut bu çekirdek biriminde büyütülen bir veya birkaç çocuktan oluşur. Bazı toplumlardaki birleşik yahut geniş kapsamlı aile grubunda da çekirdek birimi vardır; ama anaerkil yahut ataerkil olarak aynı bölgede yaşayan ve kadının yahut erkeğin akrabalarını da içine alan aile daha geniş bir gruptur. Evlilik ve ebeveynlik birtakım kurallarla sınırlanabilir - endogami veya eksogami (grubun içinden yahut dışından birisiyle evlenme), monogami, poligami veya poliandri. Bütün akrabalık bağları aileden doğar; bu bağların gücü, o toplumdaki sosyal norm ve kalıplara göre değişir. Aile çeşitli açılardan incelenebilir: antropolojik, hukuki, ekonomik, sosyo-psikolojik, psikanalitik yahut dinsel açıdan. Böylece, konunun son derece karmaşık olduğu ve ailenin gerçekten anlaşılması için birçok açıdan ele alınması gerektiği bellidir. Psikiyatri alanında, daha ziyade çocuk psikiyatristleri tarafından, nispeten yeni ve henüz iyi tanımlanamamış bir aile psikiyatrisi dalı kurulmuştur. Bu uzmanlar, aile dinamiğinin anlaşılmasının, çocuklardaki davranış bozukluklarına (bkz.) ve başka bozukluklara ışık tutacağı umudunu beslemektedirler. Çocuklarda görülen suç işlemenin etyolojisinde yıkılmış yuvalar spesifik ve önemli bir rol oynayabilir. Oysa bütün akıl hastalıklarında, genel pratisyenlerin yalnızca ailenin durumunun hasta üzerinde gösterdiği etkileri değil, aynı zamanda hastalığın ailedeki öteki bireyler üzerinde gösterdiği etkiyi de göz önünde tutmaları önemlidir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #22
04-02-2007, 08:41:05 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Aile-içi cinsel ilişki
Bir erkeğin torunu, kızı, kızkardeşi, annesi olarak tanıdığı bir kadınla cinsel ilişki kurması ve aynı şekilde 18 yaşını aşmış bir kadının bu gibi akrabalık ilişkileri bulunan bir erkekle cinsel ilişkide bulunmayı kabul etmesi bir suçtur. Öte yandan, bu suç çok yaygın olup çeşitli biçimlerde görülmektedir. En sık rastlananı baba-kız arasındaki ilişkidir. Kardeşler arasında bu ilişkiye daha az ve anne-oğul ilişkisine ise ender rastlanmaktadır. Söz edilen üçüncü tip ilişkide, eşlerden birinde yahut her ikisinde birden ciddi bir akıl hastalığı bulunmuştur. Erkek ve kız kardeşler arasında, buluğ çağından önce cinsel oyunlar normal sayılmaktadır. İlişkinin patolojik niteliğini, yoğunluğu belirler. Baba-kız arasındaki cinsel ilişki birtakım belli tablolar gösterir. Genellikle mutsuz bir evlilik söz konusudur; baba güçsüzdür, ama cinsel dürtüsü yüksektir ve eşi buna cevap vermemektedir. Baba teselliyi kızında arar ve gerçekten de kız annesinin yerini alabilir. Başka bir karakteristik durum da problemli bir ailedeki alkolik babadır; eve sarhoş dönerek genç kızını iğfal edebilir, hattâ kızın ırzına geçebilir. Son olarak, babayla kız arasında gerçek bir sevgi ilişkisi gelişebilir; iki sevgili gibi davranırlar, hattâ birlikte evden kaçabilirler. Aile-içi cinsel ilişkinin ürünü olan bir gebeliğin sona erdirilebileceği bazı ülkelerin yasalarında açıkça belirtildiği halde, çok kere böyle bir ilişkiyi gizli tutma kaygısıyla gebelik sürdürülmektedir. Bu tip bir ilişkiyi sezen hekim, durumu çok dikkatle ele almalıdır, çünkü mahkeme ve hapis cezası, ailenin tamamen yıkılmasına neden olabilir. Hekim böyle bir sorunla karşılaştığı zaman bir psikiyatriste başvurmalıdır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #23
04-02-2007, 08:41:25 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Ajitasyon
Bu çoğu zaman relaksasyon veya konsantrasyon yoksunluğu ile beliren ve sübjektif kuruntulardan ötürü ortaya çıkan bir huzursuzluk durumudur. Aslında, huzursuzluğun mutlaka belirmesi gerekmez. Süjenin davranışı tekrarlamalı ve amaçsızdır; amaçlı görünse bile hiçbir amaca ulaşamaz. Herhangi bir anksiete veya gerginlik durumuna bağlı olarak, etyoloji sözkonusu olmaksızın, bir dereceye kadar ajitasyon görülebilirse de, bununla ilgili hareketler nispeten sınırlı ve belirsizdir. Hasta sürekli olarak ayağını oynatır, üstünü başını düzeltir, bir pipo veya kalemle oynar, oturduğu yerde kıpırdanır, vs. Şiddetli ajitasyona daha az olarak ve başlıca depressif hastalıklarda, özellikle envolüsyonel melankolide (bkz.) rastlanır. Bu durumda hastanın bütün vücudu etkilenir, hattâ hasta uzun süreli bir işi yapamaz olur. Yerinde oturamaz, ayağa kalkar, gene oturur, odada dolaşır, ellerini oğuşturur ve durmadan hiçbir zaman tamamlamadığı işler yapmaya koyulur. Bazan, belirgin bir gerginlik veya ruhsal çöküntü olmasa bile, bu gibi davranışlara rastlanır. Bu durumlarda presenil veya arteriosklerotik olan bir demans proçesinden şüphe edilmelidir. Ajitasyonun tedavisi, temelindeki hastalığın tedavisiyle sağlanır. Şiddetli ajitasyonla birlikte kendini gösteren depressif hastalıklar çoğunlukla ECT veya trisiklik ilaçlara cevap verir. Ajitasyon belirgin olduğu zamanlarda da amitriptilin'in imipramin'den daha etkili olduğu düşünülmektedir. Depresyon kontrol altına alınıncaya kadar geçen süre içinde ve demans proçeslerinde, adamakıllı şiddetli ajitasyonları bile kontrol altına almak için fenotiazin'ler etkili olabilir. Daha az şiddetli depresyonlarda çok rastlanan anksieteyi ve hafif ajitasyonu kontrol altına almak için benzodiazepin'ler: klordiazepoksid ve medazepam yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, hem fenotiazin'lerin, hem de trisiklik anti-depresanların ajitasyona yol açabilecekleri her zaman hatırlanmalıdır. Bu gibi oturma güçlükleri (akathisia) (orfenadrin gibi antiparkinsonizm ilaçları uygulayarak veya yukarda belirtilen ilaçların dozunu azaltmakla bir dereceye kadar kontrol altına alınabilir. Oysa bazan ilacı kesmekten başka çare yoktur. (bkz. Anksiete, depresyon, motor bozukluklar ve aşırı aktivite)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #24
04-02-2007, 08:41:50 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akathisia
Sözlük anlamı «oturamamak» olan «akathisia» terimi, Birinci Dünya Savaşını izleyen ansefalit epidemisinde, aslında vücutça hareketsiz olan parkinsonizm hastalarındaki hafif huzursuzlukları, kımıldanmaları ve kalkıp yeniden oturma eğilimini (impatience musculaire) tanımlamak amacıyla Bing tarafından kullanılmıştı. Postansefalitik Parkinsonizm'in birçok özelliği gibi, artık bu semptoma da majör trankilizanların (bkz.) yan etkisi olarak rastlanmaktadır — özellikle piperazin tipi fenotiazinler (bkz.) ve bütirofenonlar (bkz.), bazan da trisiklik antidepresanlar (bkz.) Hasta iç huzursuzluk ve gerginlikten şikâyet eder; ayakta dururken durmadan zıpladığı veya amaçsızca gezdiği görülür. Tedavi sırasında Parkinsonizm özelliklerine bağlı bir huzursuzluk ortaya çıkarsa, zihinsel bir ajitasyon değil de, toksisite belirtisi olmasından şüphe edilmelidir. Tedavi, sözkonusu ilacın kesilmesi veya dozunun azaltılması ve gerekirse biraz ara verildikten sonra, piperazin sınıfından olmayan bir fenotiazin verilmesiyle uygulanır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #25
04-02-2007, 08:42:10 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akçaağaç balı idrar hastalığı
Bu hastalık doğuştan mevcut bir metabolizma bozukluğudur. Lösin, izolösin ve valin gibi aminoasitler idrarla birlikte itrah olduğu için idrarın akçaağaç balı kokusunu andıran karakteristik bir kokusu vardır. Birçok vakada, semptomlar neonatal dönemde gelişememe, beslenme güçlükleri ve genellikle spastik paralize, konvülsiyonlara, erken ölüme yol açan hızla ilerleyici bir nörolojik yıkını biçiminde belirir. Bazı hastalar yaşarlar, ama şiddetli akıl geriliği gösterirler. Yan zincirli aminoasitler bakımından düşük bir dietle erken tedavinin başarılı olduğu ileri sürülmüştür. Bu durum, otosomal resessif tipte bir kalıtım biçimidir. (bkz. Kalıtsal metabolizma bozuklukları)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #26
04-02-2007, 08:42:30 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akıl bozukluklarına yol açan organik hastalıklar
Genel tıbbi bozukluklar Gripten ve diğer virüs enfeksiyonlarından sonra sık sık depresyon görülür. Bu durumun, gribin gittikçe azalarak gösterdiği bir seyir olarak değil de, «depresyon» olarak teşhisi önemlidir. Bedeni zayıf düşüren başka hastalıklar da aynı etkiyi gösterebilir. Diğer bozuklukların önemi ise, hastanın hayat koşullarına ve kişiliğine göre değişir. Örneğin, nispeten hafif bir kalça osteoartriti, bir postacıyı hayata karşı başarısız kılarak psikiyatrik semptomlara yol açabilir. Aynı şekilde, bir hasta genel veya spesifik fizik bozukluklara karşı birtakım özel psikolojik duyarlılıklar gösterebilir. Bu durum hipokondriak bir kişilik, spesifik travmatik bir tıbbi anı, ya da özellikle yaşlılarda fizik aksaklığın çok kere yol açtığı toplumdan uzaklaşma gibi nedenlerden ötürü olabilir. Ameliyat ve doğum Ameliyat ve doğum komplikasyonları olarak majör psikiyatrik hastalıklara sık rastlanır. Semptomlar ameliyat ya da doğumdan ortalama 10-14 gün sonra başgösterir. Bu tür psikiyatrik ruhsal çöküntü, başka komplikasyonlarla, kullanılan anestetik ve sepsis tipiyle ilgili görülmemiştir. Ancak, hastanın ameliyatla ilgili anksietesini yatıştırmak ya da uygun doğum-öncesi hazırlıklarını yerine getirmek yoluyla, bu durumun insidansının azaltılabileceği ispatlanmıştır. Yaşlı hastalardaki arteryel hastalık veya katarakt gibi durumlar için yapılan ameliyatların sonradan konfüzyon veya paranoid psikozlara yol açması muhtemeldir. Santral sinir sistemindeki organik bozukluklar Demans, yaygın lezyonlar ve vitamin yetersizliği (örneğin, B12 vitamini) genellikle tipik bir «organik» akıl bozukluğu biçiminde belirir. Oysa hastada, dolaylı olarak organik bozukluktan ileri gelen «fonksiyonel» semptomlar da belirebilir. Hastanın performansını ve çalışma yeteneğini düşüren bir beyin tümörü, nörotik semptomların oluşmasına yol açabilir. Böylece, daha önce dengeli olan ve orta yahut ileri yaşta histerik veya diğer nörotik semptomlarla hekime başvuran bir hastaya hemen «histerik» teşhisi koyulmamalıdır. Daha önce dengeli bir kişiliğe sahip bir hastada beliren bir histeri semptomunun nedenlerinin araştırılması gerekir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #27
04-02-2007, 08:42:53 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akıl durumunun muayenesi
Psikiyatrik değerlendirmenin en önemli bölümü budur. Organik bir bozukluktaki fizik muayeneye tekabül eder ve hekim bilgi edinmek için bütün duyularını kullanmalıdır. Davranış ve Konuşma Genel davranıştaki ve görünümdeki anormallik genellikle, yakınlarına hastanın iyi durumda olmadığını gösteren ilk belirtilerdir. Yüz ifadesi, yürüyüş, giyiniş, yapmacıklı hareketler, vs. Çok kere temeldeki hastalığın açık belirtileridir. Gergin ve anksiyöz hastanın tırnakları kemirilmiş ve tütünle boyanmış parmakları, demans durumundaki bir banka müdürünün gömleğindeki yumurta lekeleri, şizofrenik kişinin yüzündeki aptalca gülümseme ve kalıplaşmış hareketler bunun belirgin örnekleridir. Hastanın konuşması aşırı hızlı yahut yavaş olabilir. Konuşma sırasında duralamalara, tutarsızlıklara, vs. anksiete ve depresyon durumlarında sık rastlanır. Bazı şizofreni biçimlerinde karakteristik olarak görülen neolojizmler ve anormal düşünce çağrışımları giderek demans durumlarına özgü anlaşılmaz mırıldanmalara dönüşür. Mani ve şizofrenide, yahut konunun yalnızca aşırı anksiete yarattığı durumlarda hasta birden konuyu değiştirebilir. Hastanın konuşması, konuya göre değişkenlik gösterebilir ve emosyonel bakımdan yüklü konularla ilgili ipuçları verebilir. Ruhsal durum Ruhsal durum mutlu, üzgün, anksiyöz, şaşkın, sinirli veya kayıtsız olabilir. Bir hastada intihar riskini değerlendirmek için, depresyonun derinliğinin değerlendirilmesi önemlidir. Affektif (duygusal) yüzeysellik, organik veya şizofrenik bir bozukluktan ötürü olabilir. Ruhsal durumun sürekliliği, durumun etyolojisine ışık tutar. Hastanın ruhsal durumunun ortam değişimlerine yahut hekimin açtığı konulara kolayca cevap vermesi, reaktif bir depresyona işaret eder. Bazı şizofreniklerde ruhsal durum tutarsız olabilir. Ruhsal durumda anormal bir denge kararsızlığı hipomanide karakteristiktir ve demansta sık görülür. Dalgınlık, karamsar inançlar ve algı bozuklukları Obsessif-kompülsif fenomenleri ve depersonalizasyonu (kişilikten uzaklaşma); üstlenme fikirlerini ve depressif yahut şizofrenik kökenli olabilen diğer paranoid fikirleri; pasiflik duygularını ve şizofrenide en sık görülen işitme hallüsinasyonlarını; yahut bilinç bulutlanmasıyla birlikte, organik bir duruma işaret eden illüzyon ya da görsel hallüsinasyonlan kapsayan bu fenomenlerin aydınlatılmasında anamnestik ipuçları önemlidir. Sensorium Gerçek oryantasyon bozukluğu yalnızca organik akıl bozukluklarında görülür; en yaygını zaman oryantasyonudur. Yakın geçmişteki olaylarla ilgili hafıza kaybı demansta tipik bir semptomdur ve basit testlerle doğrulanabilir. Ajitasyon durumlarında «hafıza zayıflaması» şikâyetine sık rastlanır, ama bunun nedeni dikkat ve konsantrasyon kaybıdır ve gerçek hafıza kaybından ayırt edilmelidir. Demans bozukluklarında kavrama bozuklukları karakteristiktir. Ancak, dikkat kaybına, vs. Sekonder olan herhangi bir psikiyatrik bozuklukta kavrama da etkilenebilir. Sezgi ve hastalığa karşı tutum Hasta kendisini hasta olarak görüyor mudur? Hasta derdinin ne olduğunu biliyor mudur ? Bunun psikiyatrik bir hastalık olduğunu düşünüyor mudur ? Bozukluğun niteliğini ve kapsamını anlıyor mudur? İyileşeceğini düşünüyor mudur? Hastayla hekim arasındaki ilişki Hastanın gösterdiği işbirliği, şüphecilik, istekli yahut pasif davranış ve hekimle görüşmesine ilişkin değişimler kadar, hekimin hastaya gösterdiği tepkiler de önemlidir. Hekimin göstereceği aşırı bir sinirlilik yahut anlayış, hastadaki (genellikle nörotik) bozukluğun niteliği için çok kere önemli işaretlerdir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #28
04-02-2007, 08:43:17 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akıl gerilemesi
Organik ve bazı fonksiyonel psikozların akıl fonksiyonlarında yarattığı ilerleyici bir hasardır, öncelikle zekâ fonksiyonları etkilenir. Genel gerileme durumlarında da IQ (zekâ katsayısı) hastalıktan önceki temel düzeye göre düşme gösterir ve hafıza fonksiyonlarında hasar belirtileri açıkça görülebilir. Hastalıktan önceki zekâ (bkz.) bulguları genellikle mevcut olmadığından, halihazırdaki ve geçmişteki zekâ yeteneğinin ölçülmesi amacıyla birkaç test hazırlanmıştır. Örneğin, Wechsler cetvelindeki (bkz. WAIS) çeşitli alt-test puanları, yaş ilerledikçe düşmektedir. Oldukça, yetersiz bir gerileme indeksini hesaplamak için, bu «tutan» ve «tutmayan» puanlar karşılaştırılabilir. «Tutan» ve «tutmayan» puanlar arasındaki fark, yeni sorunlara uygulamak için mevcut «akışkan» zekâ ve geçmişteki öğrenimi yansıtan «billurlaşmış» zekâ arasındaki farkla ilgilidir. Bir kimsenin kelime bilgisi, onun «billurlaşmış» yeteneğinin iyi bir işaretidir. Babcock-Levy cetveli (bkz.) ve diğer bazı psikolojik gerileme testlerinde, kelime bilgisi puanıyla daha duyarlı olan «akışkan» zekâ puanlan karşılaştırılır. Bu yaklaşımın tehlikesi, bazı spesifik beyin hasarı tiplerinde verbal fonksiyonların etkilenmesidir. Spesifik bozukluk gösterebilen diğer fonksiyonlar ise hafıza, akıl fonksiyonlarıyla ilgili fonksiyonlardır. Mekân yeteneğini değerlendirmek için çeşitli çizgi testleri hazırlanmıştır. Öğrenme yeteneği ise çok kere kelimelerin eşleştirildiği «çağrışımla eşleştirme» testleriyle ölçülür. Psikiyatrist, akıl durumunu muayene ederken, hastanın hayatıyla ilgili olarak anlattıklarından, sorulara verdiği cevaplardan ve çeşitli testler yoluyla performansını ölçerek, akıl gerilemesini değerlendirir. Bkz. Akıl muayenesi, Hafıza, Zangwill testi

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #29
04-02-2007, 08:43:38 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akıl geriliği
Bkz. Normal altı zekâ


Akıl geriliği ve fizik anormallikler
Şiddetli derecede akıl geriliği olan hasta gruplarında yüksek oranda fizik anormallik görülmektedir. Bunlardan en yaygını kısa boyluluk olup vakaların çoğunluğunda bir yandan yapısal ve bir yandan ortamsal olan zincirleme birtakım etyolojik faktörlerle ilgilidir. Birçok faktörün birleşik etkisiyle daha spesifik fizik bozukluklar da ortaya çıkabilir. Oysa birkaç vakada belli başlı tek bir neden sözkonusudur, ama bu çok kere yine fizik formasyon bozukluğuyla sonuçlanan bir olaylar zincirinin yalnızca başlangıç noktasıdır. Bu bellibaşlı etkenler, örneğin resessif kalıtsal mikrosefali veya cinsiyete bağlı bir kalıtsal bozukluk olan hidrosefalusdaki gibi genetik olabilir. Öte yandan, menenjitteki gibi ortamsal olup, beyin-omurilik sıvısını bloke ederek kafatası içinde lezyonlara ve sonucunda hidrosefalusa da yol açabilir. Serebral felçteki gibi şiddetli fizik formasyon bozuklukları çok kere primer nörolojik bozukluğun bir sonucudur; bu da yine familyal amorotik idiosi gibi kalıtsal bir durumla birlikte mevcut olabilir, ya da doğum travması gibi ortamsal bir etkenden ileri gelebilir. Şiddetli akıl geriliği gösteren birçok hastadaki epilepsinin nedeni çok kere nöropatolojik kökenli ve hem genetik, hem de ortamsal çeşitli etkenlerden ileri gelen, beyindeki fizik anormallikle ilgilidir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #30
04-02-2007, 08:44:15 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akıl geriliği ve kalıtsal sendromlar
Akıl geriliğine ilişkin bilinen kalıtsal sendromlar başlıca iki kategoriye ayrılır: Ender rastlanan, Mendel tek büyük gen bozuklukları ve kromozom anomalileri. Tek büyük gen bozuklukları otosomal resessif bozuklukları, otosomal dominant bozuklukları ve cinsiyete bağlı bozuklukları kapsar. Bunların içinde en büyük grubu otosomal resessif bozukluklar oluşturur, oysa bu gruptaki vakalara ender rastlanmaktadır. Fenilketonüri (bkz.), akçaağaç balı idrar hastalığı (bkz.) ve galaktosemi (bkz.) gibi birçok kalıtsal metabolizma bozukluğu bu gruba girmektedir. Otosomal dominant bozuklukların örnekleri fakomatozlar (bkz.) adıyla bilinen gruptadır; bunlar arasında epiloia (bkz.), nörofibromatoz ve von Hippel-Lindau hastalığı vardır. Cinsiyete bağlı bozukluklar arasında ise glükoz-6-dehidrojenaz yetersizliği (bkz.) ve cinsiyete bağlı hidrosefalus (bkz.) vardır. Kromozom anomalileri arasında, otosomlarla ilgili anomaliler çoğunlukla şiddetli olan akıl geriliğiyle birlikte görülür. Otosomal kromozom anomalileriyle ilgili kalıtsal sendromlar arasında mongolizm (bkz.) (Down sendromu), Edward sendromu (bkz.) Patau sendromu (bkz.) ve kedi-sesi sendromu (bkz. vardır. Cinsiyet koromozomu anomalilerinde akıl geriliğine daha az rastlanır; rastlandığında da, genellikle daha az şiddetlidir. Böylece, örneğin Klinefelter sendromlu (bkz.) hastalar arasında sık sık hafif şiddette akıl geriliği görülür. Bkz. Kalıtsal metabolizma bozuklukları

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #31
04-02-2007, 08:44:47 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akıl hastalarında genel paraliz (GPI)
Kraft-Ebbing genel paralizin, uygarlık ve frenginin bir ürünü olduğunu ileri sürmüştür. Bu hastalık bugün batı dünyasından tamamen silinmiş olduğu için, bu görüş artık doğru sayılamaz. Sıtma mikrobunun aşılanması, yoğun penisilin terapisi (10-20 milyon ünitelik kürlerle), cinsel eğitim ve erken tedavi gibi yöntemlerle frengi silinmiştir. GPI, primer enfeksiyondan 10 yıl sonra belirmektedir. Korteks tümüyle dumura uğrar ve psikozla birlikte ilerleyici bir demans gelişir (klasik olarak, grandioz delüzyonlar mevcuttur; ancak, depresyon ya da konfüzyon daha sık görülmektedir). Ayrıca dızartri, trombon dil, spastik parapleji. Nöbetler ve Argyll Robertson pupillası gibi semptomlara da rastlanmaktadır. Hastalık aktivitesi, özellikle beyin omurilik sıvısındaki sellüler bir cevapla belirlenir, ayrıca Lange kolloidal altın testinde «paretik» eğrisi, globülin ve total protein artışı ve pozitif Wasserman reaksiyonuyla da bu hastalığın aktivitesi belirlenebilmektedir. Genel paralizle tabes dorsalis (bkz.) (taboparez) arasında da ilişki kurulabilir. Bkz. Frengi ve enfeksiyondan ileri gelen akıl semptomları

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #32
04-02-2007, 08:45:10 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akıl hastalığının biokimyasal ve nörofizyolojik temelleri
Bir sinir sisteminin amacı, alınan stimulus'un bütün organizmadaki tepkiyi değiştirmesini sağlayan bir geritepme (feedback) mekanizmasının sağlanmasıdır. Ancak tepkinin alınan stimulusa uyması durumunda normal bir hayata rastlanır. Alınan stimulus yalnızca iç homeostasisi sağlamak için vücudun içinden değil, aynı zamanda dış ortamdan da gelebilir. Aslında, hayvanlar âleminin en alt düzeyindekileri dışında, bütün hayvanların karakteristiği, dış ortamdaki değişikliklere karşı tepki olarak amaçlı bir mobilite gücüdür. Vücudun gösterdiği koordine tepkiler, genel reseptörleri ve özel duyu reseptörlerini kapsayan belli duyusal reseptörler aracıyla çevreyle ilgili bir bilgi edinilmesini gerektirir. Bu reseptörlerle alınan impuls'lar fibriller yoluyla santral sinir sisteminde daha yüksek merkezlere iletilir. Bunlar arasında, kas hareketleri için subkortikal merkezler (meselâ retiküler formasyon (bkz.), serebellum) ve bilinçli duyumların yorumlanması için de serebral korteks vardır. Diğer kortikal merkezler, uygun bir tepkinin belirlenmesi ve bu kararı efferent impuls'lar yoluyla kaslara ileterek ilgili hareketi sağlamakla görevlidirler. Direkt ve bilinçli kas hareketleri kortikal kontrol altında iken, subkortikal merkezler de (ekstrapiramidal merkezler) düzenli kas hareketlerini sağlarlar. Impuls'ların santral sinir sistemi boyunca iletimleri, sinir fibrilleri (bkz.) boyunca ve sinapslardan (bkz.) (iki nöronu birbirinden ayıran dar boşluklar) iletimle olur. Sinir fibrili boyunca iletim, iyon hareketleriyle ilgili elektrokimyasal bir proçes dolayısıyla, sinaps iletimi ise kimyasal maddeler (bkz. Nöro-ileticiler) aracılığıyla sağlanır. Sinir sistemi boyunca düzenli bir sinir iletimi vardır; fakat iletim hızı fibrillerin büyüklüğüne bağlıdır. Öte yandan, santral sinir sisteminin değişik kısımlarında başka başka nörotransmitörler bulunur. Sinirsel faaliyetin fizyolojik birimi refleks arkıdır ve santral sinir sisteminin bütün düzeylerinde görülür. En basit biçiminde (monosinaptik refleks), duyusal reseptörde uygun bir stimülasyon sonucunda afferent nöron etkilenerek efferent nöronu ve dolayısıyla efektör organı etkiler. Refleks arkının afferent ve efferent nöronları arasında birçok nöronların bulunması, sinapsların da çok sayıda olması demektir; sinir sisteminin sağlayabildiği refleks hareketinin son derece komplike olması bu nedendendir. Serbest kalan nöro-ileticilerinin eksitatör veya inhibitör oluşuna göre, nöron da ya eksitatör yahut inhibitör tipte olur. Bitişik nöronun tepkisi ise, yüzeyine uygulanan eksitatör ve inhibitör stimulusların toplamının bir sonucudur. Uygulanan stimülasyona vücudun gösterdiği tepki yalnızca gözle gözüken motor tepkiyi değil, fakat bu tepkiye uygun bir iç değişimide kapsar. Bu iç değişim, hipotalamus (bkz.), limtaik sistem (bkz.) Ve retiküler formasyon gibi birçok orta beyin merkezleriyle ilgilidir. Hipotalamusun en önemli fonksiyonu endokrin ve otonom sinir sisteminin kontrolüdür. Filogenetik bakımdan korteksin en yaşlı bölümü olan limbik sistem açlık, korku, nefret, vs. gibi ilkel ve «hayvansı» tepkileri yaratır, insanlarda bu sistem duygu (bkz.) Ve öbür emosyonlarla ilgilidir. Retiküler formasyon ise ana kontrol bölgesidir ve yaygın sayısız nöronlar aracıyla istemli sinir sistemi faaliyetlerini ve istemsiz faaliyetleri entegre eder. Birtakım ilkel tepkiler doğal olarak varolmakla birlikte, uygun tepkilerin gelişmesinde, öğrenme (bkz.) Son derece önemli bir proçestir. Bu da hafıza (bkz.) proçesiyle ilgilidir. Hafıza, engramlar (bkz.) halinde depolanır. Engramlar yalnızca serebral korteksin entegritesine değil, aynı zamanda hipokampus'un (bkz.) Fonksiyonel faaliyetine de bağlıdır. Bu hafıza proçesi, hücrelerin içinde yeniden protein sentezi gerektirebilir. Santral sinir sistemindeki bu proçeslerin yürütülebilmesi için, metabolik entegrite şarttır. Sinir sisteminin en önemli enerji kaynağı glükoz metabolizmasıdır. Sinir dokusunda hiçbir glikojen deposu olmaması ve yeterli bir glükoz kullanımı için oksijen gerekli olması dolayısıyla, bozukluk göstermeyen bir kan dolaşımı son derece önemlidir. Birçok vitaminler, özellikle B-kompleks vitaminleri normal bir metabolizma için gereklidir. Belli başlı psikiyatrik hastalıklar, normal fizyolojik nöron proçeslerindeki üç çeşit değişiklikle ilgilidir : 1. Metabolizma bozukluğu: Birçok akıl bozukluğu vakasının nedeni, genetik biyokimyasal bozukluklardır. Bunlar arasında fenilketonüri (bkz.), Hartnup hastalığı (bkz.) Ve lipoidoz'lar vardır. Ayrıca, normal metabolik faaliyetler için vitaminler gerekli olduğuna göre, B grubu vitaminlerinin yetersizliği mental anormalliklere yol açar. Bunların arasında da Wernicke ansefalopatisi ve Korsakoff sendromu vardır. 2. Kortikal fonksiyonda değişimler: Organik demanslarda kortikal fonksiyon epeyce bozulmuştur ve sonucunda sapık düşünce proçesleri ve hafıza depolama sorunları ortaya çıkar. Engram oluşumu için gerekli normal protein sentezine bir müdahale, muhtemel bir mekanizmadır. Anatomik lezyonlar ise hipokampusda yer alır. Şizofrenide de (bkz.) Serebral amin metabolizmasındaki değişiklikler söz konusu olabilir. 3.Orta beyin bozukluğu : Birçok psikiyatrik hastalıklarda sürekli olarak rastlanan bir özellik de duygu (affekt) anormalliğidir. Bu duygu değişikliği ve bunu izleyen otonomik ve endokrin etkileri [meselâ psikosomatik bozukluklar (bkz.)] muhtemelen orta beyin merkezleri arasındaki dengenin değişmesiyle açıklanabilir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #33
04-02-2007, 08:45:41 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akrofobi
Yüksek yerlerde bulunmaktan korkmak. Psikiyatrik tedaviye başvurma bazan korkunun artmasından çok, yüksek yerlere taşınma gibi sosyal değişiklikler yüzünden akla gelir. Vizüel faktörler korkuyu yoğunlaştırır. Genellikle merdiven tırmanmaktan çok, gittikçe uzaklaşıyor hissini veren bir boşluğa doğru merdiven inmek daha korku vericidir, (bkz. Fobi)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #34
04-02-2007, 08:46:10 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Aksiyon potansiyeli
Bir sinir fibrili boyunca, impuls'ların iletimine bağlı olarak oluşan elektrik şarjına denir. Sinirin yüzeyindeki mambran üzerinde meydana gelen karşılıklı iyon değiştirmelerine bağlı olarak gelişir. (bkz. Sinir iletimi)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #35
04-02-2007, 08:46:49 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akut konfüzyon durumları
(Akut beyin sendromu, akut delirium) Konfüzyon, bilincin tam bir uyanıklık haliyle organik stupor arasındaki bir noktaya devamlı olarak düşüşü anlamına gelir. En hafif derecesinde konsantrasyon ve dikkat azalır, hasta şaşkın görünebilir. Delirium halinde, yer ve zamanda oryantasyon bozuklukları başlar ve kişiler tanımlanamaz. Ruh hali korkulu, depresyonlu veya aşırı sevinçli olabilir. Davranışlar huzursuz, organizasyon ve amaçtan yoksundur. Vizüel yanılmalar, veya gerçek hallüsinasyonlar (bkz.) ve devamlı değişen perseküsyon durumlarına sık sık rastlanır, konfüzyon, geceleri daha şiddetli bir hal alır ve süresi kısa olabileceği gibi, bazan haftalarca, hattâ aylarca devam edebilir. Akut konfüzyon durumlarının çoğu fiziksel nedenler dolayısıyla beyindeki fonksiyon bozukluğundan ileri gelir. Akut fonksiyonel psikozlarda, oftalmik hastaların «patch delirium» durumlarında olduğu gibi, bilinen vizüel işaretlerin kaybolması veya yabancı bir çevreye taşınma sonucunda yaşlılarda organik olmayan durumlar ortaya çıkabilir. Oysa, bu gibi durumlarda, kronik serebro-vasküler veya senil dejenerasyondan şüphe edilmelidir. Klinik tablonun ayrıntıları spesifik nedenlere göre değerlendirilir. Yaşlılarda kardiak yetersizlik, akut veya kronik solunum yolu hastalığı, ameliyat, dehidrasyon, elektrolit dengesi bozuklukları, anemiler, habis hastalık ve beslenme yetersizlikleri daha önemli metabolik nedenleri oluşturur. Yatrojenik (bkz.) Veya kendi kendine oluşan nedenler arasında, fazla dozda diüretikler, pürgatifler, benzeksol, hipoglisemik maddeler veya fazla miktarlarda alınan barbitüratların ani olarak bırakılması sayılabilir. Son olarak epilepsi, vasküler lezyonlar veya subdural hematom gibi intra-serebral nedenler göz önünde tutulmalıdır. Bu durumların demansdan ayrıldıkları noktalar, akut başlangıç safhası ve akıl durumundaki belirgin iniş çıkışlardır. Bilinçli olduğu zamanlarda, hastanın zekâsının yerinde olduğu ve hafızasının, hastalık süresi dışında iyi olduğu görülür. EEG, bunamada mevcut olmayan belirgin yavaş bir faaliyet gös terir. Prognoz mevcut nedene bağlı olarak seyreder. Akut konfüzyonlar her zaman potansiyel olarak tersine dönebilir. Akıl hastahanesi hastalarından yarısı iyileşmekte, geri kalan yarısı ise bir iki hafta veya ay içinde ölmektedir. Yaşlı bir kimsede sürekli delirium, şiddetli bir bozukluğu ve kötü bir prognozu gösterir, bazan, akut konfüzyonlar, ilerleyen bir demansın ilk episodu olabilir. Spesifik teşhis ve tedavi şarttır. Hipotansiyon ve dehidrasyon tedavi edilmeli ve B-kompleks vitaminlerinin intravenöz zerkiyle beslenme desteklenmelidir. Epilepsi (bkz.), çeşitli medikasyonlar ile tedavi edilebilir. Huzursuzluk ve rahatsız davranışlar fenotiazin ilâçlarıyla kontrol altına alınabilir (ağızdan, damar içi veya deri altı yoluyla uygulanan klorpromazin 50-100 mg). Hastanın çevresini tanıması sağlanmalıdır. Konfüzyon, temelde yatan hastalığın tedavisinden sonra devam ettiği takdirde, bazan kısa bir ECT kürü (bkz.) İle giderilebilir.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #36
04-02-2007, 08:47:14 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Akut mani
Şimdi ara sıra kullanılan bu terim genel mani (bkz.) anlamındadır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #37
04-02-2007, 08:47:31 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Algılama
Duyu reseptörlerine ulaşan yahut bunları uyaran stimuluslar yoluyla nesneleri veya olayları tanıma yahut bilme proçesi. Duyu, duyusal yaşantının temel sübjektif niteliğiyle ilgilidir. Algı ise, bu duyusal bilginin objektif bir dış ortam açısından yahut interoseptörler aracılığıyla, algılayan kişinin kendi fiziği açısından yorumlanmasıdır. Sözedilen ikinci tip algılama, dengeli bir beden imajının (bkz.) gelişmesine yol açar. Algı fonksiyonunun bazı yönleri doğuştan gelmedir, ama öğrenme (bkz.) de önemlidir. Algı, şaşırtıcı derecede kesindir; görme koşulları ne kadar değişik olursa olsun, dış nesneler büyüklük, biçim, renk, vs. bakımından kesin olarak algılanır. Oysa bazan ya illüzyonlarda (bkz.) olduğu gibi stimülasyon kalıplaşmalarından ötürü, yahut da gözlemcinin ihtiyaçları, dürtüleri, tutumları ve ruhsal durumu nedeniyle gerçekdışı algılara rastlanabilir. Algısal savunma, anksiete yaratıcı nitelikte bir stimulusu algılamama eğilimini tanımlayan bir terimdir. Birçok psikiyatrik durumda daha şiddetli algı bozuklukları görülür. Bunlar ya «fonksiyonel», ya da organik nitelikte olabilir. Uygun sitimülasyon yokluğunda oluşan hallüsinasyonlar (bkz.) aşırı algı bozukluğunu yansıtır. Bkz. Appersepsiyon, çocuklarda beyin travması, Gestalt psikolojisi, hipokondria, algı yoksunluğu

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #38
04-02-2007, 08:47:56 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Algı yoksunluğu
Duyusal stimülasyon kalıplaşmasının (ve dolayısıyla bilgi muhtevasının) son derece azaldığı bir durum. Çok kere, duyusal input düzeyindeki bir azalma olan duyusal yoksunlukla (bkz.) karıştırılır. Koyu renk camlı gözlük kullanmak bir duyusal yoksunluk biçimidir. Yarı saydan cam ise görmeyle ilgili bir algı yoksunluğu yaratır. Her iki duruma uzun süre mâruz kalan kişilerde olumsuz emosyonel etkiler belirir, kognisyon (bkz.) hasara uğrar ve hallüsinasyonların (bkz.) da görülebildiği bir konfüzyon durumu ortaya çıkabilir. Bazı psikotik fenomenlerin temelinde buna benzer etkilerin bulunduğu ileri sürülmüştür. Çocuklukta değişik algı stimülasyonu eksikliğinin, zekâ gelişimini olumsuz etkilediğini gösteren deliller vardır. Bkz. Algı

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #39
04-02-2007, 08:48:18 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Algofobi
Acı görme veya çekme korkusu. Bu az rastlanan bir durumdur. Oysa çok rastlanan dişçi yahut enjeksiyon korkusu, acı korkusunun bir biçimidir. Bu gibi hastalarda, hiç değilse vücudun bir kısmında, acıya katlanma sınırı dar olabilir. (bkz. Fobi)

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mesaj: #40
04-02-2007, 08:48:43 PM
CrAzY_KiNg
Üye


Mesajlar: 417
Grup Üye
Katılım: Feb 2007
Durum: Çevrimdışı
Rep Gücü: 1
Açtigi Toplam Konu: 113
Cvp: ...Psikoloji Sözlüğü Psikiyatrik Ansiklopedi...
Alkolik hallüsinoz
Uzun süreli alkol alışkanlığından sonra, bilinç bulutlanması, konfüzyon veya oryantasyon bozukluğu dışında beliren ve karakteristik özelliği işitmeyle ilgili hallüsinasyonlar olan bir durumdur. Görme, koku alma ve dokunmayla ilgili hallüsinasyonlar, titreme ve epileptik nöbetlere rastlanabilir. Bu durum tipik bir delirium tremense dönüşebilir. Çoğu zaman hallüsinasyonlar, içki bırakıldığı zaman başgösterir. Dost yahut ailedeki kimselerin sesleri işitilir gibi olur. Ayrıca, kendisinden söz eden birçok sesin işitilmesi, şizofrenideki işitme hallüsinasyonlarına benzer. «çıtlama», «şaplama» gibi olağan sesler veya kulak çınlaması hallüsinasyonlarla birlikte işitilir. Alkolik hallüsinoz çoğu zaman birkaç gün (bazen birkaç hafta) sürer ve tam bir intikal kabiliyetiyle ve hiçbir arıza bırakmaksızın sona eren, selim ve geçici bir bozukluktur. Devam etmesine ve gerçek bir şizofrenik hastalığa dönüşmesine ender rastlanır.

MSN:
crazy_king93@hotmail.com
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla  Konu Gönder 
Sayfa (7): « İlk < Geri 1 [2] 3 4 5 6 İleri > Son »

Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi